Midilli, Eğriboz ve Kırım Fetihleri
Fatih Sultan Mehmed, İstanbul'un fethinin ardından Ege adaları ve Karadeniz çevresinde ardı ardına fetihler gerçekleştirdi. Midilli, Eğriboz ve Kırım'ın alınması Osmanlı'nın deniz hâkimiyetini pekiştirdi. Bu fetihler sayesinde Karadeniz neredeyse tam anlamıyla bir Osmanlı iç denizine dönüştü.
Fatih Sultan Mehmed'in fetih programı yalnızca İstanbul ile sınırlı değildi. Sultan, Osmanlı İmparatorluğu'nun deniz ticareti ve stratejik güvenlik açısından hayati öneme sahip Ege adaları ve Karadeniz kıyılarını da kontrol altına almayı hedefliyordu. Bu hedef doğrultusunda birbirini izleyen başarılı harekâtlar gerçekleştirildi.
Midilli adası, İmroz, Taşoz ve Limni adaları bu dönemde ele geçirildi. Bu adalar Ege Denizi'nde Osmanlı hâkimiyetini pekiştirmek açısından kritik stratejik değer taşıyordu. Rodos Şövalyeleri bir süre daha Rodos'ta tutunmayı başarsa da Ege'deki güç dengesi giderek Osmanlılar lehine değişti.
Eğriboz'un fethi 1470 yılında gerçekleşti. Venedik'in Ege'deki en önemli üssü olan bu ada, uzun soluklu bir kuşatmanın ardından Osmanlı kuvvetleri tarafından ele geçirildi. Bu fetih Venedik açısından büyük bir yıkım anlamına gelirken Osmanlılar için Ege'de deniz üstünlüğünü sağlamlaştıran kilit bir kazanım oldu.
Kırım'ın fethi ise Osmanlı tarihinde ayrı bir önem taşır. 1475 yılında Gedik Ahmed Paşa kumandasındaki Osmanlı kuvvetleri Kırım'a çıkarma yaptı. Ceneviz tüccarlarının önemli koloni limanları olan Kefe ve çevresini ele geçirdi. Bunun ardından Kırım Hanlığı Osmanlı himayesini kabul etti. Bu gelişme Karadeniz'i fiilen bir Osmanlı gölüne dönüştürdü. Karadeniz ticareti artık büyük ölçüde Osmanlı denetiminde olacak; Cenevizlilerin Kırım üzerinden yürüttükleri kazançlı ticaret sona erecekti.
Karadeniz'in Osmanlı hâkimiyetine girmesi ekonomik ve stratejik açıdan son derece önemliydi. Kuzeydeki Altın Ordu ve onun ardılı devletlerle ilişkiler yeniden düzenlendi. Don ve Volga nehirleri üzerinden gelen ticaret yolları Osmanlı denetimine girdi. Kırım Hanlığı, himaye statüsü çerçevesinde Osmanlı ordularına süvari kuvvetleri sağlamaya başladı; bu katkı sonraki yüzyıllarda pek çok Osmanlı seferinde belirleyici bir rol oynayacaktı.