Yangın Kültürü ve Şehir Yapısı
Osmanlı İstanbulu'nun büyük bölümü ahşap malzemeyle inşa edilmişti. Dar sokaklar, bitişik evler ve ahırlardaki saman ile odun depoları yangın için elverişli bir ortam yaratıyordu. Şehrin yamaçlı topografyası ve Boğaz'dan esen kuzey rüzgârları ateşin hızla yayılmasına imkân tanıdı.
Öne Çıkan Yangınlar
1633, 1660 ve 1693 yangınları en yıkıcıları arasındadır. 1660 İstanbul yangını özellikle Eminönü ve Kapalıçarşı çevresini harap etti. Her yangının ardından bazı mahalleler yeniden yapılandırıldı; bu süreç zaman zaman camii, medrese ve çarşı gibi kamu yapılarının taştan inşasına zemin hazırladı.
Kentsel Dönüşüm ve Koruyucu Tedbirler
Yangınların tekrarlanması yönetimi önlem almaya zorladı. Mahalle bekçileri güçlendirildi, tulumbacı teşkilatı oluşturulmaya çalışıldı. Yine de ahşap yapı geleneği değişmedi; bu nedenle büyük yangınlar 18. ve 19. yüzyıllarda da devam etti. 17. yüzyıl yangınları hem demografik hem de mimari açıdan şehrin siluetini sürekli dönüştürdü.