II. Selim: Sokollu'nun Gölgesinde Saltanat

Sultan II. Selim, Osmanlı tahtına 1566'da çıktığında imparatorluk yönetimini büyük ölçüde tecrübeli sadrazamı Sokollu Mehmed Paşa'ya bıraktı. Kıbrıs'ın fethi bu dönemin en kalıcı toprak kazanımı olurken İnebahtı yenilgisi Osmanlı deniz gücünün sınırlarını gözler önüne serdi.

Tahtın Yeni Sahibi

Sultan II. Selim, 28 Mayıs 1524'te dünyaya geldi. Kanuni Sultan Süleyman'ın Zigetvar kuşatması sırasında hayatını kaybetmesinin ardından 1566'da Osmanlı tahtına oturdu. Selim, babası Kanuni'nin siyasi dehasından ve savaş meydanlarındaki olağanüstü kariyerinden oldukça farklı bir profil çizdi. Devlet işlerini bizzat yönetmek yerine sadrazamı Sokollu Mehmed Paşa'ya geniş bir hareket alanı tanıdı; bu tercih Osmanlı merkezî yönetiminde sadrazamlık kurumunun ağırlığını tarihte görülmemiş bir düzeye taşıdı.

İçki Meselesi ve Eleştiriler

Osmanlı kroniklerinde ve Avrupalı elçilerin raporlarında Sultan II. Selim'in içkiye düşkünlüğünden söz edilir; bu yüzden "Sarı Selim" lakabının yanı sıra zaman zaman olumsuz çağrışımlar taşıyan betimlemelere de konu olmuştur. Ancak tarihçiler bu anlatıların bir bölümünün abartılı ya da siyasi amaçlı olduğuna dikkat çeker. Gerçek şu ki Sultan Selim, Edirne'de büyük bir külliye inşa ettirmiş, Kıbrıs'ı Osmanlı topraklarına katmış ve devlet yönetimini sekiz yıl boyunca sarsıntısız sürdürmüştür.

Sokollu ile Güç Dengesi

Sokollu Mehmed Paşa, Kanuni döneminden beri sadrazamlık görevini sürdüren son derece deneyimli bir devlet adamıydı. Sultan II. Selim'in hükümdarlık anlayışı, Sokollu'nun kapasitesini sonuna kadar kullanmaya izin verdi. Saray ile divan arasındaki dengeyi ustaca koruyan Sokollu, İnebahtı yenilgisinin ardından donanmanın hızla yeniden inşasını organize etti; Yemen ve Kuzey Afrika'daki isyanları bastırmak için harekâtlar düzenledi; Don-Volga kanalı gibi cesur projeler gündeme taşıdı. Bu süreçte padişah ile sadrazam arasındaki sorunsuz iş bölümü, imparatorluğun işlevselliğini korumasına olanak tanıdı.

Yemen İsyanları ve Uzak Cepheler

Sultan II. Selim döneminin ihmal edilen sayfalarından biri Yemen isyanlarıdır. Osmanlı egemenliğine direnen Yemen kabileleri, imparatorluğun en uzak ve en zorlu harekât sahasını oluşturuyordu. Uzun ikmal hatları, ağır iklim koşulları ve dağlık arazi, Yemen'deki Osmanlı varlığını sürekli tehdit altında tuttu. Özdemiroğlu Osman Paşa bu dönemde Yemen cephesinde önemli harekâtlar yürüttü; ancak kalıcı istikrar sağlanamadı. Bu uzak cephelerdeki ısrar, Osmanlı idari ve askeri kapasitesinin sınırlarını test ediyordu.

Vefatı

Sultan II. Selim, 12 Aralık 1574'te İstanbul'da hayatını kaybetti. Sekiz yıllık saltanatında Kıbrıs'ı almış, İnebahtı yenilgisine rağmen donanmasını yeniden kurmuş ve Edirne'ye Selimiye Camii gibi bir mimari şaheser kazandırmıştı. Yaşının otuz dört gibi görece erken bir yaşta ölmesi, Osmanlı tarih yazımında "kısa ve gölgeli bir saltanat" izleniminin oluşmasına yol açmıştır; oysa Sokollu Mehmed Paşa'nın omuzladığı yönetim gerçekte son derece verimli bir dönem ortaya koymuştu.