Kafes Hayatı ve Psikolojik Miras
Şehzade İbrahim, hayatının büyük bölümünü kafes sisteminde, ölüm korkusuyla geçirdi. Ağabeyi Sultan IV. Murad kardeşlerini birer birer idam ettirdi; yalnızca İbrahim hayatta kaldı. Bu uzun yıllar boyunca dış dünyadan yalıtılmış, sürekli bir tehlike altında yaşayan şehzadenin ruhsal açıdan ağır biçimde etkilendiği öne sürülür. Nitekim Sultan IV. Murad öldüğünde İbrahim, ağabeyinin kendisini tuzağa düşüreceğini zannederek kafes odasının kapısını açmak istemedi. Annesinin uzun uğraşıyla ikna edilerek dışarı çıktı ve tahta oturtuldu (8 Şubat 1640).
Saray Yaşamı ve Yönetim
Tahta çıkışının ilk döneminde devlet işleri fiilen annesi Kösem Sultan ve sadrazam Kemankeş Kara Mustafa Paşa tarafından yürütüldü. Sonraki yıllarda sarayın lüks ve eğlence ortamına kapılan Sultan İbrahim, birçok cariye edindi ve harem masraflarını olağanüstü düzeylere taşıdı. Çıkardığı kıyafet emirnameleri, özellikle kürk merakı ve sarayın aşırı savurganlığı, dönemin tarihçilerinde derin bir hayal kırıklığı yarattı. Bununla birlikte, onu "deli" olarak tanımlayan anlatıların bir bölümünün düşmanları tarafından abartıldığı ya da sonradan uydurulduğu da göz önünde bulundurulmalıdır.
Girit Seferinin Başlaması (1645)
Sultan İbrahim döneminin en önemli dış politika hamlesi, 1645'te Girit Adası'na karşı başlatılan seferdir. Venedik'e ait bu stratejik adayı fethetmek, Doğu Akdeniz'de Osmanlı hâkimiyetini pekiştirmek açısından uzun süredir gündemde olan bir hedefti. Sadrazam Yusuf Paşa komutasındaki büyük Osmanlı donanması adaya ulaşarak Hanya'yı ve ardından Resmo'yu fethetti. Ancak Kandiye başta olmak üzere adanın iç kaleleri direnişini uzun yıllar sürdürecekti. Girit Seferi; Sultan İbrahim'in saltanatında başlayıp Sultan IV. Mehmed döneminde, 1669'da Kandiye'nin teslimiyetiyle kapanan yirmi dört yıllık bir mücadeleye dönüştü.
Tahttan İndirilme ve İdam
1647'den itibaren saraydaki çalkantılar ve devlet otoritesinin zayıflaması, yeniçerilerin ve ilmiye sınıfının tepkisini çekti. Annesi Kösem Sultan da artık oğlunu korumaktan vazgeçmişti; İbrahim'in tahtta kalmasını devletin geleceği için tehlikeli bulmaktaydı. Temmuz 1648'de yeniçerilerin desteğiyle Sultan İbrahim tahttan indirildi; yerine yedi yaşındaki oğlu IV. Mehmed oturtuldu. Birkaç hafta sonra, 18 Ağustos 1648'de İbrahim idam edildi. Osmanlı tarihinde tahttan indirilerek idam edilen ikinci padişah olan Sultan İbrahim'in akıbeti, saray içi dengelerin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.