Tahta Geçiş
I. Mahmud, 1730 yılında amcası III. Ahmed'in Patrona Halil İsyanı nedeniyle tahtı devretmesiyle Osmanlı padişahı oldu. Tahta çıkışı bir isyanın ürünüyse de I. Mahmud zamanla otoriter konumunu sağlamlaştırdı; Patrona Halil'i ve isyanın diğer önde gelen figürlerini kısa sürede etkisizleştirerek saltanatını güvence altına aldı. Bu ilk yıllarda gösterdiği siyasi esneklik ve kararlılık, uzun sürecek iktidarının temelini attı.
Fransa ile İşbirliği
I. Mahmud'un dış politikasında Fransa özel bir yer tutuyordu. Fransa, Osmanlı'nın geleneksel müttefiki ve Avrupa güçler dengesinde Habsburglara karşı ortak olarak değerlendiriliyordu. Bu çerçevede Fransız askeri uzmanlar ve diplomatlar Osmanlı sarayında etkin biçimde faaliyet gösterdi. Fransız etkisi yalnızca askeri alanla sınırlı kalmayıp kültürel ve mimari alanlara da sızdı; saray çevrelerinde Fransız modası ve yaşam tarzı popülerlik kazandı.
Humbaracı Ahmed Paşa (Bonneval)
I. Mahmud döneminin en ilgi çekici figürlerinden biri, Fransız asker Claude Alexandre de Bonneval'dı. Hem Fransa'dan hem Avusturya'dan gözden düşen Bonneval, İslam'ı kabul ederek Humbaracı Ahmed Paşa adını aldı ve Osmanlı hizmetine girdi. Padişah tarafından topçu birliklerinin modernleştirilmesi görevi verilen Ahmed Paşa, Avrupa askeri tekniklerini Osmanlı ordusuna uyarlamaya çalıştı; humbara atma yöntemlerini geliştirdi, talimhane kurdu ve Avrupalı subaylardan destek aldı.
Askeri Islahatlar
I. Mahmud döneminde askeri reformlar kâğıt üzerinde kalmadı; topçu birlikleri yeniden düzenlendi, yeni silahlar edinildi ve Avrupa tarzı eğitim uygulamaları hayata geçirildi. Ancak bu reformların kalıcı etki yaratması güçtü; Yeniçeri muhalefetiyle ve kurumsal direnişle karşılaşan reformlar sınırlı bir dönüşüm sağlayabildi. Yine de I. Mahmud'un girişimleri, Osmanlı modernleşmesinin 18. yüzyıldaki öncü halkalarından biri olarak değerlendirilir.
İstanbul'a Katkıları
Saltanat döneminde I. Mahmud, başkente kalıcı mimari eserler kazandırdı. Ayasofya'ya eklenen kütüphane ve Nuruosmaniye Camii'nin başlatılması bu dönemin önemli mimari hamleleri arasındadır. Nuruosmaniye Camii, Osmanlı mimarisinde Batı barok etkisinin en açık seçik yansıdığı erken örneklerden biri olup oğlu III. Osman döneminde tamamlanmıştır. I. Mahmud 1754'te İstanbul'da vefat etti ve ardında görece istikrarlı ama yeterince dönüştürücü olamayan bir miras bıraktı.