Tahta Geçiş
I. Abdülhamid, Temmuz 1774'te kardeşi III. Mustafa'nın vefatıyla tahta çıktı; ancak ilk yaptığı iş Küçük Kaynarca Antlaşması'na imza atmak oldu. Bu ağır antlaşmanın koşullarını kabul etmek dışında bir seçeneği yoktu; Osmanlı ordusu ve donanması yenilginin yaralarını sarıyordu, hazine tükenmiş durumdaydı ve kamu otoritesi ciddi biçimde sarsılmıştı. I. Abdülhamid, bu zorlu konjonktürde devleti ayakta tutmaya ve olabildiğince hızlı toparlama yolları aramaya çalıştı.
Kırım'ın İlhakı (1783)
1774 antlaşmasıyla "bağımsız" bırakılan Kırım'da siyasi istikrarsızlık sürdü; Rus destekli Şahin Giray ile Osmanlı yanlısı gruplar arasındaki iktidar mücadelesi Rusya'ya müdahale için gerekçe sağladı. 1783'te Rus orduları Kırım'ı doğrudan ilhak etti. Osmanlı bu gelişme karşısında fiilî anlamda etkisiz kaldı; Kırım'ın kaybı yalnızca toprak bakımından değil, simgesel açıdan da büyük bir yara açtı; zira Kırım, Osmanlı hâkimiyetindeki geniş ve köklü Türk-Müslüman bir coğrafyayı temsil ediyordu.
Denizcilik Islahatları
I. Abdülhamid, Çeşme faciasından çıkarılan derslerin ışığında donanmanın yeniden inşasına önem verdi. Cezayirli Gazi Hasan Paşa bu süreçte bahriyenin reorganizasyonunu üstlendi; yeni savaş gemileri inşa edildi, tersaneler modernleştirildi ve denizcilik eğitimi yenilenmiş programlarla sürdürüldü. Henüz III. Mustafa döneminde temelleri Baron de Tott tarafından atılan Mühendishane-i Bahri-i Hümayun, bu dönemde daha etkin bir kurum haline getirildi.
Rus ve Avusturya Savaşı
1787'de Osmanlı, Kırım'ı geri almak amacıyla Rusya'ya savaş ilan etti; bir yıl sonra Avusturya da bu savaşa Rusya yanında girdi. Osmanlı ordusu iki büyük güce karşı aynı anda mücadele etmek zorunda kaldı. Bu çok cepheli savaş Osmanlı kaynaklarını hızla tüketti; pek çok cephede toprak kayıpları yaşandı.
Ölümü
I. Abdülhamid, savaşın sürdüğü Nisan 1789'da İstanbul'da hayatını kaybetti. Tahta yeğeni III. Selim geçti; III. Selim daha sistematik ve kapsamlı bir reform hareketi olan Nizam-ı Cedid'i başlatacaktı. I. Abdülhamid, imparatorluğun en zor dönemlerinden birinde devleti ayakta tutmaya çalışmış; büyük toprak kayıplarına tanıklık etmek zorunda kalmış trajik bir padişah portresi çizmektedir.