Trabzon Rum İmparatorluğu'nun Fethi (1461)
İstanbul'un fethinin ardından Karadeniz kıyısındaki Trabzon Rum İmparatorluğu, Bizans'ın son kalıntısı olarak varlığını sürdürüyordu. Fatih Sultan Mehmed 1461'de düzenlediği sefer sonucunda Trabzon'u fethederek bu son Bizans mirasçısını da tarihe gömdü. Trabzon'un alınması Osmanlı'nın Karadeniz'deki hâkimiyetini tamamladı.
İstanbul'un 1453'te düşmesiyle Bizans İmparatorluğu resmen sona erdi; ancak daha önce imparatorluktan kopmuş olan Trabzon Rum İmparatorluğu ayakta kalmaya devam etti. Karadeniz kıyısında Trabzon merkezli bu küçük ama tarihsel açıdan köklü devlet, Komnenoslar hanedanı tarafından yönetiliyordu. Doğu ile Batı arasındaki ticaret yollarının kavşak noktasında bulunan Trabzon, ticari açıdan son derece zengin ve stratejik öneme sahip bir şehirdi.
Fatih Sultan Mehmed, İstanbul'un fethinin ardından kısa süre içinde Trabzon'a yönelik bir sefer planladı. 1461 yılında düzenlenen bu sefer, hem kara hem de deniz harekâtını kapsayan karmaşık bir operasyondu. Osmanlı kara kuvvetleri Karadeniz kıyısı boyunca ilerlerken donanma da denizden destek sağladı.
Trabzon İmparatoru David Komnenos, başlangıçta direniş göstermeyi ve yardım beklemeyi umdu. Uzun Hasan ile akrabalık bağları kurmuş olan David, Akkoyunlular ve diğer güçlerden destek geleceğini hesaplıyordu. Ancak bu yardım gelmedi; Osmanlı kuvvetlerinin hızlı ve kapsamlı harekâtı karşısında savunma imkânı kalmadı. David Komnenos şehri teslim etti; böylece kan dökülmeden gerçekleşen bir fetih sayesinde Trabzon Osmanlı topraklarına katıldı.
Trabzon'un alınması birkaç açıdan büyük önem taşıyordu. Her şeyden önce, Bizans mirasını taşıyan son siyasi yapı da tarihe karışmış oldu. Bu gelişme, Osmanlı'nın kendisini Bizans mirasının meşru halefi olarak konumlandırması açısından sembolik değer taşıyordu. İkinci olarak Trabzon, Karadeniz ticaretinin kritik bir düğüm noktasıydı; İpek Yolu üzerinden gelen doğu malları buradan Avrupa'ya aktarılıyordu. Bu ticaret güzergâhının Osmanlı denetimine geçmesi imparatorluğun ekonomik kapasitesini önemli ölçüde güçlendirdi.
Trabzon seferi aynı zamanda Osmanlı'nın Karadeniz üzerindeki hâkimiyetini pekiştirdi. Kıyı boyunca uzanan Gürcistan ve diğer Kafkasya prensliklerinin Osmanlı ile ilişkileri yeniden biçimlendi. Bölgedeki küçük hükümdarlar ya Osmanlı himayesini kabul etti ya da çeşitli baskılarla itaat etmeye zorlandı. Karadeniz, giderek daha belirgin biçimde bir Osmanlı iç denizine dönüşüyordu.