İznik'in Merkezi Konumu
İznik (antik Nicaea), 16. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nun çini ve seramik üretiminin kalbi konumundaydı. Buradaki atölyeler, İran ve Çin etkilerini özümseyerek kendine özgü bir Osmanlı çini üslubu geliştirdi. Sultan I. Selim ve Kanuni Sultan Süleyman dönemlerinde başlayan olgunlaşma süreci, II. Selim ve III. Murad dönemlerinde doruk noktasına ulaştı.
Eşsiz Renk ve Teknik
İznik çinilerinin en karakteristik özelliği, "şeffaf kırmızı" ya da "mercancoral" olarak adlandırılan ve yaklaşık 1550'lerde geliştirilen özel bir renktir. Bu rengin elde edilmesi için kil hamuruna yüksek oranda demir oksit katılıyor; pişirme sırasında renk kademeli biçimde ortaya çıkıyordu. Kobalt mavisi, fıstık yeşili ve saf beyazla birleşen bu kırmızı, İznik çinilerine diğer çini geleneklerinde rastlanmayan bir canlılık kazandırdı. Aynı dönemde geliştirilen yarı mat sır formülleri de yüzey kalitesini önemli ölçüde artırdı.
Anıtsal Yapılarda Kullanımı
III. Murad döneminin büyük inşaat projelerinde İznik çinisi bolca kullanıldı. Selimiye Camii'nin iç mekânı, kubbeye uzanan çini panolar ve mihrap çevresi, İznik atölyelerinin bu dönemde ulaştığı kaliteyi en iyi biçimde sergiler. Atik Valide Külliyesi'nin cami iç mekânı da benzer zenginlikte çinilerle bezeli iken Topkapı Sarayı'nın birçok odası bu dönemde yenilenerek İznik çinisiyle kaplandı. Harem dairelerindeki çini panolar, günümüzde de müze değeri taşıyan başyapıtlar olarak ziyaretçileri hayrete düşürmektedir.