Birinci Viyana Kuşatması nasıl bir olaydı?
Birinci Viyana Kuşatması, Kanuni Sultan Süleyman’ın 1529 Macaristan seferinin son aşamasında Osmanlı ordusunun Viyana önlerinde giriştiği kuşatmadır. Ordu 27 Eylül 1529’da şehrin önüne geldi, yaklaşık iki buçuk hafta boyunca surları zorladı ve Ekim ortasında kuşatmayı sonuç alamadan kaldırdı. Bu, Osmanlı tarihinde açıkça başarısız bir kuşatmadır; sayfada zafer diliyle anlatılmaz.
Başarısızlığın nedenleri tek bir sebebe indirgenemez. Kaynakların ortak vurguladığı unsurlar şunlardır: seferin baştan sona yağmurlu geçmesi ve ağır kuşatma toplarının yolda bırakılmak zorunda kalınması; mevsimin ilerlemesi ve kışın yaklaşması; ordunun İstanbul’dan Viyana’ya kadar uzanan ikmal hattının gerilmesi; ve seferin asıl hedefinin Viyana olmaması. Feridun Emecen, kuşatmanın “burayı doğrudan hedeflemeyen padişahın emriyle” kaldırıldığını kaydeder.
Olayın tarihsel değeri, alınamayan bir şehirde değil, gösterdiği sınırdadır. Viyana, Osmanlı ordusunun sefer üssü olan İstanbul’dan bir sefer mevsiminde ulaşılabilecek mesafenin ucundaydı. Ordu Mayıs’ta yola çıkıp Eylül sonunda şehrin önüne varabiliyor, Ekim’de dönmek zorunda kalıyordu. Bu takvim, bir kuşatmaya ancak birkaç hafta bırakıyordu. 1529, Osmanlı askerî sisteminin Orta Avrupa’daki operasyonel menzilinin ölçüldüğü yıldır.
Bu sayfa 1529 kuşatmasını anlatır. Türkiye’de “Viyana Kuşatması” denince çoğunlukla 1683’teki ikinci kuşatma kastedilir; o ayrı bir olaydır, IV. Mehmed döneminde Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa tarafından yürütülmüş ve ağır bir bozgunla sonuçlanmıştır. İki olay birbirine karıştırılmamalıdır.
Kısa cevaplarla 1529 kuşatması
- Tarih: Ordu 27 Eylül 1529’da Viyana önüne geldi. Kuşatma Ekim ortasında kaldırıldı; kaynaklarda 14, 15 veya 16 Ekim verilir. Emecen kuşatmanın on yedi gün sürdüğünü kaydeder.
- Yer: Avusturya Arşidüklüğü’nün merkezi Viyana; Tuna’nın sağ kıyısındaki surlu ortaçağ şehri.
- Osmanlı tarafı: Kanuni Sultan Süleyman; serasker sıfatıyla vezîriâzam Pargalı İbrahim Paşa.
- Savunma: Şehir savunmasını Niklas Graf zu Salm yönetti. Arşidük Ferdinand şehirde değildi.
- Seferin amacı: Mohaç’tan sonra Osmanlı himayesine giren János Szapolyai’yi Budin tahtına yeniden oturtmak. Viyana ikincil ve fırsata bağlı bir hedefti.
- Belirleyici teknik sorun: Ağır kuşatma toplarının getirilememesi; surları yıkma işinin lağım kazmaya kalması.
- Sonuç: Kuşatma kaldırıldı; şehir alınamadı. Szapolyai’nin Budin’deki krallığı ise korundu.
- Sık yapılan hata: 1529 ile 1683 kuşatmalarını karıştırmak; 1529’u “Viyana’nın fethine ramak kalması” olarak anlatmak.
Seferin sebebi: Mohaç’tan sonra iki krallı Macaristan
Seferin kökeni üç yıl öncesine, Mohaç Meydan Muharebesi’ne uzanır. Macar Kralı II. Lajos’un vârissiz ölümünden sonra ülke ikiye bölünmüş; Erdel voyvodası János Szapolyai ile Habsburg hânedanından Ferdinand aynı tahta talip olmuştu. Ferdinand 1527–1528’de Budin’i ele geçirip Szapolyai’yi ülkeden çıkardı. Szapolyai bunun üzerine Osmanlı himayesine başvurdu ve İstanbul’da varılan anlaşmayla Osmanlı desteğini aldı.
1529 seferi bu çerçevede planlandı. Amaç, Habsburg’un Macaristan’daki kazanımını geri almak ve Osmanlı himayesindeki krallığı yeniden kurmaktı. Viyana’nın kuşatılması, bu amaç gerçekleştikten sonra sefer mevsiminde kalan zamanın değerlendirilmesiyle gündeme geldi. Bu ayrım önemlidir: 1529’da Osmanlı ordusu Viyana’yı almak üzere aylarca hazırlanmış bir kuşatma ordusu değil, bir Macaristan seferinin devamında şehrin önüne gelen bir ordudur.
Yağmurlu bir sefer: İstanbul’dan Viyana’ya
Ordu İstanbul’dan 2 Ramazan 935’te, yani 10 Mayıs 1529’da hareket etti. Emecen, yol boyunca hava şartlarının elverişsizliği ve sürekli yağan şiddetli yağmurlar yüzünden çok zaman kaybedildiğini kaydeder. Bu, yalnız bir konfor meselesi değildi. Sürekli yağmur, Tuna havzasının alçak ve killi arazisinde yolları çamura çeviriyor, öküz ve manda koşumlarıyla çekilen ağır kuşatma toplarının ilerlemesini imkânsız hâle getiriyordu.
Ordu Eylül başında Budin’e ulaştı ve şehri alarak Szapolyai’yi tahta oturttu. Seferin siyasî hedefi böylece gerçekleşmiş oldu. Bundan sonra Viyana yönüne yürüyen ordu, 27 Eylül’de şehrin önüne vardı. Fakat ağır topların büyük bölümü geride kalmıştı; ordugâhta yalnız daha küçük ve hafif sahra topları vardı. Bir on altıncı yüzyıl şehrini surlarından yıkarak almak için gereken bombardıman gücü mevcut değildi.
Kuşatma: lağım savaşı ve başarısız hücumlar
Ağır topçunun yokluğu, kuşatmanın yöntemini belirledi. Yıkım işi yer altına, lağım denen tünel kazma tekniğine kaldı. Osmanlı istihkâmcıları sur diplerine doğru galeriler açıp barut yerleştiriyor, patlatmayla açılan gedikten hücum edilmeye çalışılıyordu. Savunanlar ise kazı seslerini dinleyip karşı-lağım açarak galerileri kesiyor, açılan gedikleri gerisinde kazdıkları hendek ve toprak setlerle kapatıyordu. Emecen ve Kemal Beydilli’nin aktardığı tabloya göre kuşatmanın asıl askerî faaliyeti bu yer altı mücadelesidir.

Ekim ayının ilk yarısında surlarda birkaç gedik açıldı ve arka arkaya hücumlar denendi. Bu hücumların hiçbiri şehre girmeyi sağlamadı. Savunanların sayısı hakkında kaynaklar farklı rakamlar verir; Kemal Beydilli, savunmanın iki aylık erzağı bulunduğunu ve kuşatmanın daha erken başlaması hâlinde sonucun değişebileceğini belirtir. Bu değerlendirme, kuşatmanın kaderini belirleyen unsurun şehirdeki direnç kadar takvim olduğunu gösterir.
Kuşatmanın kaldırılma kararı Ekim ortasında verildi. Beydilli bu kararı, askerin hoşnutsuzluğu ve padişahın kıştan önce İstanbul’a dönme isteğiyle açıklar; Ferdinand’ın şehirde bulunmaması da kuşatmayı bitirmek için siyasî bir gerekçe sağladı. 18 Ekim’e kadar ordunun tamamı çekildi. Padişah 27 Ekim’de Budin’e ulaştı ve orada Szapolyai tarafından karşılandı.
Neden alınamadı? Dört sebebin birlikte okunması
Mevsim ve takvim. Osmanlı sefer düzeni bahar başında toplanıp sonbaharda dağılan bir takvime dayanıyordu. Viyana’nın önüne 27 Eylül’de varılması, kuşatmaya ancak birkaç hafta bırakıyordu. On altıncı yüzyılda güçlü bir surlu şehrin alınması genellikle aylar süren bir bombardıman ve tahkimat işiydi.
Ağır topçunun yokluğu. Bir kuşatmanın kaderini belirleyen büyük çaplı toplar, yağmur ve çamur yüzünden geride kalmıştı. Bu, Osmanlı topçuluğunun zayıflığından değil, mesafenin ve mevsimin lojistiği yenmesinden kaynaklanır. Ordunun sahip olduğu güç ile o gücü sahaya taşıma kapasitesi arasındaki fark, 1529’un asıl dersidir.
İkmal hattının gerilmesi. İstanbul’dan Viyana’ya uzanan yol, o çağın en uzun sefer güzergâhlarından biriydi. Yiyecek, yem, barut ve yedek malzeme bu hat üzerinden taşınıyordu. Kuşatmanın uzaması, orduyu kış ortasında ikmalsiz kalma riskine sokacaktı.
Seferin hedefinin farklı olması. Seferin siyasî amacı Budin’de gerçekleşmişti. Viyana alınsa bile bu kadar uzak bir şehrin elde tutulamayacağı, Osmanlı yönetiminin de farkında olduğu bir gerçekti; Emecen bu değerlendirmeyi açıkça aktarır. Kuşatmanın kaldırılması bu bakımdan bir çöküş değil, hedefe göre verilmiş bir karardır.
Sonuçlar
Kuşatmanın en somut sonucu, Osmanlı-Habsburg mücadelesinin Macaristan’da düğümlenmesidir. Szapolyai’nin Budin’deki krallığı korundu; Habsburg tarafı ise Viyana’yı savunmuş olmanın siyasî ve sembolik kazancını elde etti. Mücadele bitmedi, yalnız yer değiştirdi: 1532’de düzenlenen Alaman seferi yeniden batıya yöneldi fakat Güns (Kőszeg) kalesindeki direniş ve mevsim yüzünden Viyana’ya ulaşılmadı. 1533’te İstanbul’da yapılan antlaşma, iki taraf arasındaki fiilî sınırı bir süreliğine tanıdı.
1529 aynı zamanda Osmanlı yayılmasının Orta Avrupa’daki tavanını gösterdi. Bu tarihten sonra Osmanlı askerî çabası Viyana’yı almaya değil, Macaristan’daki kazanımı korumaya ve kale zincirini derinleştirmeye yöneldi. Budin’in doğrudan Osmanlı yönetimine bağlanması 1541’de gerçekleşti. Viyana’ya yönelik ikinci ve son büyük teşebbüs ise ancak yüz elli dört yıl sonra, 1683’te yapıldı ve Osmanlı Devleti için çok daha ağır sonuçlar doğurdu.
Bu sayfanın kümesindeki diğer iki olay, 1529’un neden mümkün olduğunu da açıklar: Belgrad’ın Fethi Tuna güzergâhını açmış, Mohaç ise Macaristan’ın merkezî direncini ortadan kaldırmıştı. Viyana ise bu güzergâhın sonunda, ordunun bir sefer mevsiminde etkili biçimde kuşatamayacağı ilk büyük hedef olarak durdu.
Popüler anlatıdaki iki yaygın hata
Birinci hata, 1529 kuşatmasını “az kalsın alınacaktı” çerçevesinde anlatmaktır. Kaynaklar bu çerçeveyi desteklemez. Ordunun elinde şehri surlarından yıkacak ağır topçu yoktu; lağımla açılan gediklerden yapılan hücumlar püskürtüldü; ve kuşatma için kalan süre birkaç haftaydı. On altıncı yüzyıl ölçüleriyle bu, bir şehri almaya değil, ancak zorlamaya yeten bir hazırlıktır. Kuşatmanın kaldırılması sürpriz bir çöküş değil, baştan sınırlı olan bir teşebbüsün beklenebilir sonucudur.
İkinci hata, 1529 ile 1683’ü tek bir “Viyana kuşatması” anlatısında birleştirmektir. İki olay arasında yüz elli dört yıl, bambaşka bir askerî teknoloji düzeyi ve bambaşka bir siyasî tablo vardır. 1529’da Osmanlı ordusu genişleme hâlindeki bir gücün menzilini yokluyordu; 1683’te ise doğrudan Viyana’yı hedefleyen, uzun hazırlıklı bir kuşatma yapıldı ve Lehistan kralı Sobieski’nin gelen yardım ordusu karşısında bozguna uğrandı. Bu bozgun, Karlofça Antlaşması’na uzanan geri çekilme döneminin başlangıcıdır. Bugün Türkiye’de “Viyana Kuşatması” denince akla gelen olay çoğunlukla budur; bu sayfa ise 1529’u anlatır.
Üçüncü ve daha az fark edilen bir yanlış anlama da seferin amacına dairdir. 1529 seferi Viyana’yı almak için düzenlenmiş bir sefer değil, Budin’deki himaye düzenini yeniden kurmak için düzenlenmiş bir seferdir. Bu ayrım gözden kaçtığında, seferin siyasî bakımdan hedefine ulaştığı, kuşatmanın ise ek bir teşebbüs olarak kaldığı görülemez.
Kaynaklar neyi kesin, neyi belirsiz bırakıyor?
Yüksek güvenle yazılabilecek bilgiler: seferin 10 Mayıs 1529’da İstanbul’dan başlaması; yol boyunca şiddetli yağmurlar ve zaman kaybı; Eylül’de Budin’in alınıp Szapolyai’nin tahta oturtulması; ordunun 27 Eylül’de Viyana önüne varması; ağır kuşatma toplarının bulunmaması; lağım savaşının kuşatmanın ana yöntemi olması; hücumların sonuçsuz kalması; kuşatmanın Ekim ortasında kaldırılması ve 18 Ekim’e kadar çekilmenin tamamlanması; padişahın 27 Ekim’de Budin’e dönmesi.
Belirsiz kalan noktalar: kuşatmanın kaldırıldığı günün 14, 15 veya 16 Ekim olması; Osmanlı ordusunun mevcudu; savunanların kesin sayısı; açılan lağım ve gedik sayısı; hücumların tarih ve sırası; kayıp rakamları. Bu ayrıntılarda hem Osmanlı hem Avrupa kaynakları kendi tarafının anlatısını güçlendirme eğilimi taşır ve rakamlar birbirini tutmaz. Sayfadaki görseller de bu nedenle kesin bir ordugâh düzeni, asker veya top sayısı iddiası taşımaz.
Sık sorulan sorular
Birinci Viyana Kuşatması ne zaman oldu?
Osmanlı ordusu 27 Eylül 1529’da Viyana önüne geldi; kuşatma Ekim ortasında kaldırıldı. Kaynaklarda bitiş günü 14, 15 veya 16 Ekim olarak verilir.
Viyana neden alınamadı?
Tek bir sebep yoktur. Ağır kuşatma topları yağmur ve çamur yüzünden getirilememiş, mevsim ilerlemiş, ikmal hattı gerilmiş ve seferin asıl hedefi olan Budin meselesi zaten çözülmüştü. Şehirdeki savunmanın direnci de etkiliydi.
1529 kuşatması ile 1683 kuşatması aynı mı?
Hayır. 1529 Kanuni dönemindeki birinci kuşatmadır. 1683’teki ikinci kuşatma IV. Mehmed döneminde Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa tarafından yürütülmüş ve ağır bir bozgunla sonuçlanmıştır.
Kuşatmada hangi yöntem kullanıldı?
Ağır topçu bulunmadığı için asıl yöntem lağım, yani sur dibine tünel kazıp barutla patlatma tekniğiydi. Savunanlar karşı-lağım açarak bu galerileri kesmeye çalıştı.
Viyana’yı kim savundu?
Şehir savunmasını Niklas Graf zu Salm yönetti. Arşidük Ferdinand kuşatma sırasında şehirde değildi; bu durum kuşatmanın kaldırılmasında siyasî bir gerekçe olarak da kullanıldı.
Kaynakça
- Kemal Beydilli, “Viyana” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 43, İstanbul 2013, s. 113–119.
- Feridun Emecen, “Süleyman I” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 38, İstanbul 2010, s. 62–75.
- Celâlzâde Mustafa, Tabakātü’l-memâlik ve derecâtü’l-mesâlik; tıpkıbasım ve inceleme: Petra Kappert, Wiesbaden 1981. Sefere dair çağdaş Osmanlı kaynağı.
- Kanuni Sultan Süleyman’ın sefer rûznâmeleri; nşr. Feridun Ahmed Bey, Münşeâtü’s-selâtîn içinde. Sefer günlüğü niteliğindeki çağdaş kayıt.
- İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c. II, Türk Tarih Kurumu, Ankara (1529 seferi bölümü).
- Gábor Ágoston, Guns for the Sultan: Military Power and the Weapons Industry in the Ottoman Empire, Cambridge University Press, Cambridge 2005 (kuşatma topçuluğu ve lojistik için).
- Colin Imber, The Ottoman Empire, 1300–1650: The Structure of Power, Palgrave Macmillan, Basingstoke 2002.
- Géza Perjés, The Fall of the Medieval Kingdom of Hungary: Mohács 1526 – Buda 1541, Boulder 1989 (sefer menzili ve Macaristan’daki siyasî düzen için).