Kıbrıs'ın Devri
Berlin Kongresi sürecinde Osmanlı, Rusya'ya karşı denge unsuru olarak İngiltere'nin desteğini sağlamak amacıyla Kıbrıs'ı İngiliz yönetimine bırakmayı kabul etti. Haziran 1878'de imzalanan gizli anlaşmayla Kıbrıs'ın yönetimi İngiltere'ye devredildi; ancak ada hukuken Osmanlı toprağı olarak kalmaya devam etti. İngiltere her yıl belirli bir miktar haraç ödemeyi taahhüt etti. Bu düzenleme Osmanlı kamuoyunda sert tepkiyle karşılandı; pek çok kesim, adanın önemini kavramayan ya da çaresizlik içinde taviz veren bir yönetimi eleştirdi.
Mısır'ın Kaybı
Mısır, nominalde Osmanlı toprağı olmakla birlikte 19. yüzyılın başından beri fiilen özerk bir yapıya sahipti. 1879'da Hidiv İsmail Paşa Osmanlı ve Avrupalı devletlerin ortak baskısıyla görevden uzaklaştırıldı. Tewfik Paşa'nın hidivliğe geçmesiyle birlikte Mısır'daki İngiliz ve Fransız mali denetimi daha da belirgin hale geldi. 1882'de Urabi Paşa önderliğinde patlak veren milliyetçi ayaklanma, İngiltere'nin askeri müdahalesine zemin hazırladı. İngiliz kuvvetleri ülkeyi işgal ederek fiili kontrolü ele geçirdi. Osmanlı hukuken egemenliğini korusa da artık Mısır üzerinde gerçek bir gücü kalmamıştı.
Stratejik Sonuçlar
Kıbrıs ve Mısır'ın kaybı, Osmanlı'nın Doğu Akdeniz üzerindeki hakimiyetini büyük ölçüde sarstı. İngiltere, hem Süveyş Kanalı güzergahını hem de Doğu Akdeniz'in kilit noktalarını denetim altına aldı. Bu gelişme Abdülhamid'in dış politikasını doğrudan etkiledi; imparatora artık savunmacı ve toprak bütünlüğünü korumaya odaklı bir yönelim benimsemekten başka seçenek kalmadı. Kıbrıs ve Mısır'ın kaybedilmesi de Osmanlı'nın büyük güçlerin stratejik hesaplarına karşı ne denli kırılgan olduğunu gözler önüne serdi.