1875 iflasının ardından Osmanlı hükümeti dış alacaklılarla uzun müzakereler yürüttü. 1881'de imzalanan Muharrem Kararnamesi ile Düyun-u Umumiye İdaresi (Public Debt Administration) kuruldu. Bu kurumun yönetim kurulu Osmanlı ve Avrupalı üyelerden oluşuyordu; dış alacaklıların temsilcileri önemli devlet gelirlerini doğrudan tahsil etme yetkisine sahip kılındı.
Düyun-u Umumiye, tütün, tuz, damga resmi, balıkçılık ve çeşitli gümrük gelirlerinin idaresini devraldı. Mali disiplin açısından kayda değer başarılar elde edildi: Osmanlı'nın kredi notu yükseldi, yeni borçlanma imkânları açıldı. Ancak bu tablo ciddi bir egemenlik maliyetiyle birlikte geldi: kilit vergi kaynakları üzerindeki kontrol yabancıların eline geçmişti.
Düyun-u Umumiye bir yandan Osmanlı ekonomisi içinde Avrupalı çıkarların kurumsallaştığı bir yapıya dönüşürken diğer yandan modernizasyona yönelik yatırımlara da katkı sağladı. Bu tartışmalı kurumun varlığı, Osmanlı egemenliğinin ve İslam dünyasındaki sömürgeciliğin nasıl değerlendirileceğine dair köklü tarih yazımı tartışmalarını beslemeye devam etmektedir.