II. Abdülhamid iktidara gelişinin kısa süre sonra kilit muhalif figürleri tasfiye etmeye başladı. Kanun-i Esasi'nin baş mimarı Mithad Paşa, 1877'de Sadrazamlıktan uzaklaştırıldı; ardından yurt dışına sürüldü. 1881'de ise Abdülaziz'i öldürmekle itham edilerek tutuklandı ve 1884'te Taif'teki tutukevinde hayatını kaybetti.
Sürgün politikası sistematik bir biçim aldı: Muhaliflere yönelik Taif, Fizan, Rodos ve Trablusgarp gibi uzak vilayetlere tayinler bir tür cezalandırma aracına dönüştürüldü. Hafiye teşkilatı şüpheli kişileri takibe alırken gazete editörleri, profesörler ve askerler bu gözetim mekanizmasının hedefleri arasındaydı.
Tüm bu baskılara karşın muhalefet tamamen susturulamadı. Sürgüne yollanan ya da Avrupa'ya kaçan pek çok aydın İTC saflarına katıldı ve orada örgütlendi. Sonuç olarak Abdülhamid'in bastırma politikası, kısmen bizzat yarattığı koşullar nedeniyle, 1908 devriminin fitilini ateşleyen muhalefeti besleyen bir zemin oluşturdu.