Mısır'ın Fethi

Memlük'ün Sonu ve Osmanlı'nın Halifeliği Devralması (1517)

Mısır'ın Fethi, Yavuz Sultan Selim'in 1516-1517 yıllarında gerçekleştirdiği ve Memlük Sultanlığı'nı yıkarak Suriye ile Mısır'ı Osmanlı topraklarına katan büyük seferdir. Bu fethin en tarihi sonucu, İslam dünyasının liderliğini simgeleyen halifeliğin Osmanlı hanedanına geçmesidir.

Seferin Arka Planı

Çaldıran Muharebesi'nin ardından Yavuz Sultan Selim'in gözü, Memlük Sultanlığı'nın kontrolündeki Suriye ve Mısır'a döndü. Memlükler, Osmanlı ile ilişkilerini giderek gerilen ve Safevi devletiyle artan temaslar nedeniyle şüpheyle bakılan bir konuma düşmüştü. Osmanlı-Memlük rekabeti; ticaret yolları, Hicaz'ın kontrolü ve Dulkadiroğulları üzerindeki nüfuz mücadelesi gibi konularda yıllardır birikiyordu. Yavuz Sultan Selim, bu birikmiş gerilimi 1516'da harekâta dönüştürdü.

Mercidabık Muharebesi (1516)

1516 yazında Osmanlı ordusu Anadolu'yu geçerek Suriye'ye girdi. Halep yakınlarındaki Mercidabık ovasında Memlük Sultanı Kansu Gavri komutasındaki kuvvetlerle karşılaştı. Memlüklerin köklü süvari geleneği ve deneyimli atlıları bu savaşta Çaldıran'da da aşikar olan gerçeği yeniden ortaya koydu: ateşli silahlar karşısında geleneksel atlı savaş yöntemi yetersizdi. Memlük Sultanı Kansu Gavri savaş meydanında hayatını kaybetti. Suriye kapıları Osmanlı'ya açıldı.

Ridaniye Muharebesi ve Kahire'nin Alınması (1517)

Yeni Memlük Sultanı Tomanbay, başkent Kahire'yi savunmak için direnişi örgütledi. Ocak 1517'de Kahire yakınlarındaki Ridaniye'de gerçekleşen savaşta Osmanlı kuvvetleri bir kez daha kesin üstünlük sağladı. Kahire düştü; Tomanbay kaçmaya çalışırken yakalandı ve idam edildi. Böylece 267 yıllık Memlük Sultanlığı tarihe karıştı. Yavuz Sultan Selim, Mısır'ı yeni bir Osmanlı eyaleti olarak düzenledi; Piri Mehmed Paşa idari yapının kurulmasında kilit rol üstlendi.

Halifeliğin Osmanlı'ya Geçişi

Mısır'ın Fethi'nin en kalıcı ve sembolik sonucu siyasi olmaktan öte dinî bir nitelik taşır. Kahire'de yaşayan son Abbasi halifesi III. Mütevekkil, Osmanlı egemenliğini tanıyarak halifeliği Yavuz Sultan Selim'e devretti. Peygamber'in emanetlerini — hırka, sancak ve kılıç — İstanbul'a taşıması da bu devrin sembolüdür. Artık Osmanlı padişahları "Hâdimü'l-Haremeyn" yani Mekke ve Medine'nin hâmisi unvanını taşıyordu; bu unvan imparatorluğa İslam dünyasında eşsiz bir meşruiyet ve prestij sağladı.

Ekonomik ve Stratejik Önemi

Mısır'ın Fethi, Osmanlı ekonomisini kökten dönüştürdü. Baharat yolunun İskenderiye üzerinden geçen kolu Osmanlı'nın eline geçti; Mısır'ın tahıl üretimi ve Nil deltasının tarımsal zenginliği imparatorluk hazinesine büyük katkı sağladı. Kızıldeniz artık bir Osmanlı gölüne döndü; Hicaz ve Yemen gibi bölgeler üzerinde deniz hâkimiyeti kuruldu. Bu fetih, Osmanlı İmparatorluğu'nun gerçek anlamda bir dünya gücü hâline geldiğinin ilanıydı.

Yavuz Sultan Selim'in Mirası Üzerindeki Etkisi

Mısır'ın Fethi, Yavuz Sultan Selim'in sekiz yıllık saltanatını taçlandıran büyük başarıdır. Çaldıran Muharebesi ile doğuda sınırı güvence altına alan, ardından Memlük Sultanlığı'nı yıkan Yavuz, oğlu Kanuni Sultan Süleyman'a dev bir miras bıraktı: zengin bir hazine, disiplinli bir ordu ve İslam dünyasının en saygın siyasi-dinî unvanı. Bu miras, Kanuni'nin dünya tarihinin en uzun saltanatlarından birini ve en parlak dönemlerinden birini yaşatmasında belirleyici bir zemin oluşturdu.

Diğer isimleri: Memlük'ün Yıkılışı, Kahire'nin Fethi