Şehzade Mehmed'in Ölümü
Kanuni Sultan Süleyman'ın en sevdiği oğullarından biri olan Şehzade Mehmed, 1543 yılında yalnızca 21 yaşındayken hayatını kaybetti. Şehzade'nin ölümü, Kanuni'yi derinden sarstı. Oğlunun anısını ölümsüzleştirmek isteyen Kanuni, Osmanlı başkentinin ortasına bir külliye inşa edilmesi emrini verdi ve bu görevi sarayın baş mimarı Mimar Sinan'a tevdi etti. Sinan, bu görev aracılığıyla İstanbul'daki ilk büyük eserini yaratma fırsatına kavuştu.
İnşaat Süreci
1543 yılında başlayan inşaat, 1548 yılında tamamlandı. Sinan, daha önce çeşitli köprü, hamam ve küçük çaplı yapılar inşa etmiş olmasına karşın bu ölçekte bir cami projesiyle ilk kez yüzleşiyordu. Şehzade Camii'ni kendi ifadesiyle "çıraklık dönemi eseri" olarak nitelendirmesi, ilerleyen yıllarda çok daha büyük ve mükemmel yapılar ortaya koyacağının habercisiydi. Ancak bu "çıraklık eseri" bile, döneminin Osmanlı mimarisine getirdiği yenilikler bakımından son derece önemlidir.
Mimari Yenilikler
Şehzade Camii, Osmanlı cami planlamasına tam simetri ilkesini kazandırması bakımından öncü bir yapıdır. Dört yarım kubbenin ana kubbeyi dört yönden desteklediği bu plan, iç mekâna eşsiz bir bütünlük ve denge kazandırmaktadır. Sinan, bu yapıda daha önce denenmemiş bir yapısal denge anlayışını hayata geçirdi. Dört köşede yer alan minareler de yapının simetrik kompozisyonunu pekiştirmektedir. Bu mimari çözüm, ilerleyen yıllarda Osmanlı cami inşaatında sıklıkla başvurulan bir model hâline geldi.
İç Dekorasyon
Şehzade Camii'nin iç mekânı, döneminin en güzel süslemelerinden bazılarına ev sahipliği yapmaktadır. Özellikle İznik çinileri ve renkli camlardan süzülen ışık, ibadethaneye mistik bir hava katmaktadır. Mermer mihrap ve minber, ince işçilikleriyle öne çıkan Osmanlı taş sanatının güzel örnekleri arasında yer almaktadır. Tavan süslemeleri ve kalem işleri ise iç mekânın zenginliğini tamamlayan diğer unsurlardır.
Şehzade Türbesi
Külliyenin haziresinde yer alan Şehzade Mehmed Türbesi, Osmanlı türbe mimarisinin en güzel örneklerinden biridir. Sinan tarafından tasarlanan sekizgen planlı türbe; İznik çinileri ve değerli taşlarla bezeli iç mekânıyla görenleri büyüler. Türbe, hem Şehzade Mehmed'in hem de külliyenin bânisi Kanuni Sultan Süleyman'ın acısının ve sevgisinin taşa dönüşmüş ifadesi olarak değerlendirilmektedir. Günümüzde de ziyaretçilerin yoğun ilgisini çeken türbe, Osmanlı anıt mimarisinin seçkin bir temsilcisidir.