Rüstem Paşa'nın Vakfı
Rüstem Paşa, Kanuni Sultan Süleyman döneminin en güçlü sadrazamlarından biriydi. Sultan'ın kızı Mihrimah Sultan ile evlenerek hanedan ailesine dahil olan Rüstem Paşa, iki kez sadrazamlık makamına oturdu. Servetiyle ve nüfuzuyla döneminin en tanınan devlet adamlarından biri olan Rüstem Paşa, ölümünden önce Eminönü'nde bir cami inşa edilmesi için vakıf kurdu. Bu vakıf aracılığıyla hayata geçen cami, Mimar Sinan'ın en özgün eserlerinden biri oldu.
Yapının Konumu
Rüstem Paşa Camii, Eminönü'nün yoğun ticari bölgesinde, dükkânlar ve hanların arasında sıkışmış dar bir alanda yükselmektedir. Yapının altında dükkânlar yer almakta olup bu düzenleme hem vakıf geliri sağlamak hem de camiye zemin oluşturmak amacıyla bilinçli biçimde planlanmıştır. Camiye ulaşmak için dar bir merdivenin tırmanılması gerekmektedir. Bu mütevazı yaklaşım, iç mekânda karşılaşılan muhteşem çini programıyla keskin bir tezat oluşturur ve ziyaretçide derin bir şaşkınlık uyandırır.
İznik Çinileri
Rüstem Paşa Camii, İznik çinilerinin kullanım yoğunluğu bakımından Osmanlı mimarisinin en ileri örneğini sunar. İç mekânın neredeyse tüm yüzeyleri; duvarlar, sütunlar, kemerler ve hatta minber çinilerle kaplıdır. Dönemin en gözde çini kompozisyonları olan lale, karanfil, rumi ve hatayî motifleri; kobalt mavi, mercan kırmızısı ve yeşilin büyüleyici uyumuyla canlı biçimde işlenmiştir. Bu çiniler, 16. yüzyılın ikinci yarısında İznik atölyelerinin ulaştığı teknik mükemmeliyetin en somut kanıtı olarak değerlendirilmektedir.
Mimari Özellikleri
Görece küçük boyutlarına karşın Rüstem Paşa Camii, mimari açıdan son derece yetkin bir yapıdır. Tek kubbeli olan caminin kubbesi, dört köşe yarım tonozla desteklenmektedir. Beş bölümlü son cemaat yeri ve zarif oranları, yapıya kompakt ama etkili bir bütünlük kazandırmaktadır. Mimar Sinan, küçük bir alanda ve sınırlı bir bütçeyle bu denli etkileyici bir mekân kurgusu oluşturmayı başarmasıyla mimari dehâsını bir kez daha kanıtlamıştır.
Günümüzdeki Durumu
Rüstem Paşa Camii, bugün de aktif bir ibadet yeri olma özelliğini korumaktadır. İstanbul'u ziyaret eden mimarlar, sanat tarihçileri ve meraklı turistler için mutlaka görülmesi gereken yapılar arasında yer almaktadır. Çinilerin büyük bölümü orijinal durumunu korumakta, ancak bazı bölümler yıllar içinde gerçekleştirilen onarımlarla yenilenmiştir. Eminönü'nün kalabalığı içinde gizlenmiş bir mücevher gibi duran bu yapı, her ziyaretçide unutulmaz bir izlenim bırakmaktadır.