Kökeni ve Devşirilmesi
Sokollu Mehmed Paşa, 1506 yılında bugünkü Bosna-Hersek sınırları içindeki Sokol (Sokoloviç) köyünde dünyaya geldi. Sırp-Ortodoks bir aileden gelen Mehmed, genç yaşta devşirme sistemi aracılığıyla İstanbul'a getirildi. Akrabalarından Makarije Sokoloviç ilerleyen yıllarda Sırp Ortodoks kilisesinin patriği olacak; böylece Sokollu ailesi hem Osmanlı devletinde hem de Balkan kilisesinde tepe noktasına ulaşacaktı.
Enderun'daki yıllarında hızla sivrildi. Sarayın çeşitli kademelerinde edindiği deneyimin ardından kapıcıbaşılık, müteferrikalık ve sipahilik görevlerinden geçerek 1546'da Rumeli beylerbeyi unvanını aldı. Bu görevdeki başarısı, onu Osmanlı askeri ve idari hiyerarşisinin doruk noktasına taşıyacak yolun ilk büyük basamağıydı.
Kaptan-ı Deryalık ve Askeri Başarılar
1546-1550 yılları arasında Rumeli beylerbeyliği görevini sürdüren Sokollu, ardından kaptan-ı deryalık makamına getirildi. Bu dönemde Akdeniz'deki Osmanlı deniz gücünü daha da güçlendirdi; Barbaros Hayreddin Paşa'nın bıraktığı mirası yaşattı. Donanmanın modernleştirilmesinde ve yeni tersanelerin inşasında etkin rol oynadı.
Üçüncü vezirlik ve ikinci vezirlik kademelerini aşarak Kanuni'nin son yıllarında fiilen devlet yönetiminin ağırlığını omuzladı. 1565'teki Malta Kuşatması'nın başarısızlıkla sonuçlanması, Sokollu'nun sadrazam olmadan önce üstlendiği büyük askeri sorumluluklardan biriydi.
Sadrazamlık Dönemi: Kanuni'nin Son Yılları
1565'te sadrazam olan Sokollu, yaşlı ve hasta Kanuni'nin yanında devleti fiilen yönetti. 1566'da Zigetvar Seferi'nde Kanuni'nin sefer sırasında vefat ettiği haberi orduya yayılmadan İstanbul'a ulaştırıldı; bu kritik süreçte taht geçişini sorunsuz biçimde yöneten Sokollu'nun başarısı tarihçiler tarafından özellikle vurgulanmaktadır.
II. Selim ve III. Murad Dönemleri
Kanuni'nin ardından tahta çıkan II. Selim döneminde de sadrazamlığını sürdüren Sokollu, devletin gerçek yöneticisi konumundaydı. 1571'de İnebahtı yenilgisi deniz gücü açısından ağır bir darbe olsa da Sokollu'nun ünlü sözü bu dönemin ruhunu özetler: "Siz bir donanma yakarsınız, biz bir dağı yontarız." Nitekim kısa sürede yeniden inşa edilen Osmanlı donanması, Kıbrıs'ın kesin olarak Osmanlı toprağına katılmasını güvence altına aldı.
Don-Volga kanalı projesi Sokollu'nun en çarpıcı vizyonunu yansıtmaktadır. İki nehri birleştirerek Karadeniz'i Hazar Denizi'ne bağlamayı hedefleyen bu proje, zamanın ötesinde bir stratejik hamledir. Ancak lojistik güçlükler ve İran'ın sert direnişi projenin terk edilmesine yol açtı.
İdamı ve Mirası
III. Murad döneminde güçlenen harem siyaseti ve saray entrikaları Sokollu'nun otoritesini zayıflattı. Padişahın annesi Nurbanu Sultan ile Safiye Sultan arasındaki rekabet, saray dengelerini sürekli değiştirdi. 1579'da bir derviş tarafından bıçaklanarak öldürülen Sokollu Mehmed Paşa'nın suikastının arkasında kimin olduğu hâlâ tartışma konusudur. Osmanlı tarihinin en uzun ve verimli sadrazamlık dönemlerinden birini geride bırakan Sokollu, güçlü bir devlet geleneğinin simgesi olarak hafızalarda kalmaktadır.