Yapım Kararı ve Sinan
Kanuni Sultan Süleyman, 1550 yılında İstanbul'un üçüncü tepesine büyük bir külliye inşa edilmesi emrini verdi. Bu görevi Osmanlı'nın baş mimarı Mimar Sinan üstlendi. Sinan, o yıllarda elli yaşını aşmış ve pek çok önemli yapı inşa etmiş deneyimli bir mimar olmasına karşın Süleymaniye'yi "kalfalık dönemi eseri" olarak nitelendirdi; ustalık eserinin ise Selimiye Camii olduğunu belirtti. Bu değerlendirme, Sinan'ın mimari mükemmeliyete olan tutkusunu ve kendi sanatına ne denli yüksek standartlar koyduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Külliyenin Yapıları
Süleymaniye Külliyesi yalnızca bir cami değil; pek çok işlevi bir arada barındıran kapsamlı bir komplekstir. Dört ayrı medrese, bir tıp medresesi (Darüttıp), bir imaret, bir kervansaray, bir hamam, bir darüşşifa ve Kanuni ile Hürrem Sultan'ın türbeleri bu külliyenin parçalarını oluşturur. Külliye, İstanbul'un sosyal dokusuna da önemli katkılar sağlamıştır: Medreselerde eğitim veren hocalar ve öğrenciler, imaretteki ücretsiz yemeklerden yararlanan fakirler ve yolcular, burayı İstanbul'un gerçek anlamda bir kültür ve refah merkezi hâline getirmiştir.
Cami Mimarisi
Süleymaniye Camii, merkezi kubbe anlayışını en yetkin biçimde uygulayan yapılardan biridir. Yaklaşık 27,5 metre çapındaki ana kubbe, 53 metre yüksekliğiyle iç mekânı görkemli ve ferah kılmaktadır. Kubbeyi taşıyan dört büyük fil ayağı ve iki yarım kubbe, Ayasofya'dan ilham alınmakla birlikte özgün bir Osmanlı yorumuyla tasarlanmıştır. Dört minaresi olan yapının iki minaresi iki şerefeli, diğer ikisi tek şerefeli olup bu düzenleme padişahın sultan unvanlarını simgeliyor olabilir.
İç Dekorasyon ve Pencereler
Caminin iç mekânı sade ama etkileyici bir dekorasyona sahiptir. Sinan, Süleymaniye'de gösterişli çini süslemeler yerine mimarinin kendisini ön plana çıkarmayı tercih etmiştir. Bununla birlikte mihrap ve minber ustaca işlenmiş mermerlerle kaplıdır. Caminin en dikkat çekici özelliklerinden biri, özellikle batı cephesindeki renkli vitray pencereleridir. Bu pencereler, iç mekâna rengarenk bir ışık oyunu katarken yapının manevi atmosferini de derinleştirmektedir.
Kanuni ve Hürrem'in Türbeleri
Külliye avlusunun güneydoğusunda, caminin hemen yanı başında Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan'ın türbeleri yer almaktadır. Kanuni'nin türbesi Mimar Sinan tarafından tasarlanmış; kubbesi İznik çinileriyle bezeli, içi son derece zarif ve görkemli bir yapıdır. Hürrem Sultan'ın türbesi ise biraz daha sade olmakla birlikte eşit ölçüde değerli bir mimari eserdir. Bu türbeler, bugün de her gün binlerce ziyaretçiyi ağırlamaktadır.
Günümüzdeki Durumu
Süleymaniye Camii ve Külliyesi, günümüzde de aktif bir ibadet yeri olma işlevini sürdürmektedir. Külliyenin bir bölümündeki medreseler restore edilerek kütüphane ve araştırma merkezine dönüştürülmüştür. UNESCO Dünya Mirası kapsamında değerlendirilen İstanbul'un tarihi alanlarının ayrılmaz bir parçası olan Süleymaniye, Osmanlı mirasının en görkemli temsilcileri arasındaki yerini korumaktadır. Her yıl dünyadan gelen milyonlarca ziyaretçi bu eşsiz eseri görmek için İstanbul'a gelmektedir.