Savaşın Nedenleri
1870'lerde Osmanlı İmparatorluğu derin bir bunalımın içindeydi. Balkan milletlerinin bağımsızlık talepleri giderek keskinleşiyor, Avrupa kamuoyu Osmanlı yönetimindeki Hristiyan azınlıklara yönelik şiddet iddialarını gündemine taşıyordu. 1875'te başlayan Bosna-Hersek isyanı, 1876'da Bulgaristan ayaklanması ve ardından gelen Osmanlı müdahalesinin yol açtığı ağır kayıplar Avrupa'yı harekete geçirdi. Osmanlı'nın Londra Konferansı kararlarını reddetmesinin üzerine Rusya, Nisan 1877'de savaş ilan etti. Rusya'nın savaş gerekçesi, Balkan Ortodokslarını korumak şeklinde sunuluyordu.
Plevne Savunması — Osman Paşa
Savaşın kaderini en çok etkileyen gelişme, Bulgaristan'ın orta kesiminde yer alan Plevne şehrinin savunmasıydı. Gazi Osman Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri, Rus ve Romen kuvvetlerinin üç büyük taarruzunu geri püskürterek beş ay boyunca tutundular. Plevne'nin düşmesi, Rusların Balkanlardaki ilerleme takvimini ciddi ölçüde geciktirdi. Aralık 1877'de erzak ve cephane tükenen Osmanlı kuvvetleri çıkış denemesinde başarısız oldu; Osman Paşa yaralı olarak teslim oldu. Plevne savunması, dünya basınında büyük yankı uyandırdı ve Osmanlı tarihinin en onurlu yenilgilerinden biri olarak anımsanır.
Ayastefanos Antlaşması
Plevne'nin düşmesinin ardından Rus kuvvetleri İstanbul'a doğru hızla ilerledi; Ocak 1878'de Edirne'ye girdi. Şubat 1878'de ateşkes ilan edildi. Mart 1878'de İstanbul'un hemen dışındaki Yeşilköy'de imzalanan antlaşma, Osmanlı için son derece ağır koşullar içeriyordu. Büyük Bulgaristan'ın kurulması, Sırbistan, Karadağ ve Romanya'nın bağımsızlığının tanınması, Kars, Ardahan ve Batum'un Rusya'ya bırakılması ve büyük miktarda tazminat ödenmesi başlıca hükümler arasındaydı.
Berlin Antlaşması
Ayastefanos'un büyük Rusya lehine hükümleri, başta İngiltere ve Avusturya-Macaristan olmak üzere diğer Avrupa güçlerini rahatsız etti. Bismarck'ın arabuluculuğuyla toplanan 1878 Berlin Kongresi, Ayastefanos'u büyük ölçüde yumuşattı. Büyük Bulgaristan üçe bölündü; Osmanlı denetimindeki Doğu Rumeli oluşturuldu. Ancak Berlin Antlaşması da Osmanlı için büyük kayıpları tescil ediyordu: Kıbrıs İngiltere'ye devredildi, Bosna-Hersek Avusturya-Macaristan'ın yönetimine bırakıldı.
Göç Dalgası
93 Harbi'nin insani boyutu, savaş kayıplarından çok daha derin izler bıraktı. Balkanlar'daki Müslüman nüfus, savaşın yarattığı kaos ortamında büyük baskılar ve şiddete maruz kaldı. Tahminlere göre 300.000 ile 500.000 arasında Müslüman hayatını kaybetti; bir milyonu aşkın kişi ise Osmanlı topraklarına göç etmek zorunda kaldı. Bu büyük göç, İstanbul ve Anadolu'nun nüfus yapısını köklü biçimde değiştirdi. Muhacir olarak bilinen bu göçmenlerin torunları günümüz Türkiye'sinin demografik dokusunun önemli bir parçasını oluşturmaktadır.