Kıbrıs'ın Stratejik Önemi
Kıbrıs, Doğu Akdeniz'in ortasında ticaret yollarının kavşak noktasında yer alan bir adadır. On beşinci yüzyılın sonlarından itibaren Venedik Cumhuriyeti'nin elinde bulunan ada, hem İskenderiye-Konstantinopolis ticaret güzergâhını denetleme hem de doğuya açılan deniz kapısını kontrol etme bakımından eşsiz bir konuma sahipti. Osmanlı İmparatorluğu açısından Kıbrıs sorunu, Mısır'ın Yavuz Sultan Selim tarafından fethinden bu yana gündemde kalan stratejik bir meseleydi. Adada faaliyet gösteren korsanların Müslüman ticaret gemilerine saldırmaları ve Venedik'in adayı Osmanlı'ya karşı askeri bir ileri karakola dönüştürmesi, Sultan II. Selim'i harekete geçiren başlıca etkenlerden oldu.
Seferin Hazırlanması ve Venedik'e Ültimatom
Sultan II. Selim, Kıbrıs'ı almak konusundaki kararlılığını tahta çıkışının ilk yıllarından itibaren açıkça ortaya koydu. Sokollu Mehmed Paşa barışçıl bir çözümü tercih ederken Sultan Selim askeri seçeneği ısrarla savundu. 1570'te Venedik elçisine Kıbrıs'ın teslimi talep edildi; Venedik reddetti. Osmanlı donanması derhal denize açıldı. Lala Mustafa Paşa, kara kuvvetlerinin komutasına getirilirken Piyale Paşa donanmayı yönetti. Toplam kuvvetin yaklaşık altmış ile yetmiş bin arasında olduğu tahmin edilmektedir.
Lefkoşa'nın Düşüşü
Osmanlı kuvvetleri Temmuz 1570'de Kıbrıs'a çıkartma yaptı ve adanın başkenti Lefkoşa'yı kuşatma altına aldı. Kentin surları modern topçuya karşı yetersiz kalmaktaydı; Venedikli ve yerli Kıbrıslılardan oluşan savunma gücü Osmanlı kuvvetleri karşısında ciddi bir direniş gösteremedi. Yaklaşık yedi haftalık kuşatmanın ardından Lefkoşa Eylül 1570'te düştü. Kent içindeki şiddet olayları, ilk fetih aşamasının kaotik yapısını yansıtır. Lefkoşa'nın ardından adanın geri kalanı kısa sürede Osmanlı kontrolüne geçti; yalnızca Magosa kalesi direnmeye devam etti.
Magosa'nın Uzun Direnişi
Magosa, Akdeniz'in en güçlü kalelerinden biri sayılırdı. Yaklaşık sekiz bin kişilik Venedikli garnizon, Osmanlı'nın yüzlerce topunu ve yaklaşık yüz bin kişilik kuvvetini on bir ay boyunca durdurdu. Magosa savunması, Rönesans dönemi kale mimarisinin ve modern savunma anlayışının en görkemli örneklerinden biri olarak askeri tarih literatüründe yer alır. Venedikli komutan Marcantonio Bragadin'in yönetimindeki bu direniş, son dönemde erzak ve mühimmat tamamen tükendikten sonra sona erdi; Ağustos 1571'de Magosa teslim oldu. Lala Mustafa Paşa ile yaşanan teslim müzakereleri, Bragadin'in acımasız biçimde öldürülmesiyle kapandı ve bu olay Avrupa'da derin bir infial yarattı.
İnebahtı'ya Giden Yol
Kıbrıs'ın fethinin yarattığı şok Avrupa'yı harekete geçirdi. Papalık öncülüğünde İspanya ve Venedik arasında Kutsal İttifak kuruldu. İttifak donanması, Ekim 1571'de bugünkü Yunanistan'ın batı kıyısındaki İnebahtı açıklarında Osmanlı filosuyla karşılaştı. Bu deniz muharebesi Osmanlı için ağır bir yenilgiyle sonuçlandı; yüzlerce gemi ve on binlerce asker kaybedildi. Ancak İnebahtı yenilgisinin stratejik sonuçları sınırlı kaldı: Kıbrıs Osmanlı'da kalmaya devam etti ve Osmanlı tersaneleri kısa sürede yeniden güçlü bir donanma inşa etti.
Fethin Mirası
Kıbrıs'ın Fethi, Sultan II. Selim'in saltanatının en kalıcı toprak kazanımıdır. Ada, Osmanlı yönetiminde üç yüz yıl kaldı; 1878'de İngiltere'ye kiralanana dek Osmanlı egemenliği sürdü. Fetih sürecinde Kıbrıs'ın demografik yapısı köklü biçimde değişti; Anadolu'dan Türk nüfus adaya iskân edildi ve ada üzerindeki Türk-Kıbrıslı varlığının temelleri atıldı. Bu tarihsel süreç, günümüze kadar uzanan Kıbrıs meselesinin köklerini oluşturması bakımından son derece önem taşır. Lala Mustafa Paşa'nın komutasındaki Osmanlı seferi, askeri organizasyon ve denizaşırı harekât kapasitesi açısından da Osmanlı tarihinin parlak örneklerinden biri olarak değerlendirilir.