Zigetvar Seferi

Kanuni Sultan Süleyman’ın Son Seferi ve Ordudan Gizlenen Ölüm
Su dolu hendeklerle çevrili, köprülerle birbirine bağlanan üç parçalı Sigetvar kalesini ve çevresindeki kuşatma siperlerini gösteren temsili tarih kitabı çizimi

Zigetvar Seferi, Kanuni Sultan Süleyman’ın 1 Mayıs 1566’da İstanbul’dan çıktığı ve on üçüncü, aynı zamanda son seferidir. Ordu, Güneybatı Macaristan’da bataklıkla çevrili üç parçalı Sigetvar kalesini 5 Ağustos 1566’da kuşattı. Kale bir aydan uzun süren mühendislik ve lağım savaşının ardından eylül başında düştü. Padişah bu sonucu görmeden, 6-7 Eylül gecesi ordugâhta öldü. Sadrazam Sokollu Mehmed Paşa ölümü haftalarca gizledi; ordu, padişah yaşıyormuş gibi yönetilerek Belgrad’a çekildi ve vefat ancak II. Selim’in gelişiyle resmen ilân edildi.

Zigetvar Seferi neden yapıldı?

Zigetvar Seferi, Kanuni Sultan Süleyman’ın kırk altı yıllık saltanatında bizzat yönettiği son seferdir. Padişah 1 Mayıs 1566’da İstanbul’dan ayrıldı; hedef, Güneybatı Macaristan’da Habsburg sınırının en inatçı direnç noktalarından biri olan Sigetvar kalesiydi. Kale, Osmanlı Macaristanı ile Habsburg toprakları arasındaki geçiş hattını denetliyor, Osmanlı sınır boylarına yönelik akınlara üs oluşturuyordu.

Seferin arka planında yalnız bu sınır sorunu yoktu. Feridun Emecen’in TDV İslâm Ansiklopedisi’ndeki “Süleyman I” maddesi, 1565’te Malta Kuşatması’nda alınan sonuçsuz neticenin ardından padişahın herkesi şaşırtan yeni bir askerî harekât kararı almasında Mihrimah Sultan’ın ve sadrazam Sokollu Mehmed Paşa’nın rolü üzerinde durulduğunu kaydeder. Yani karar, tek bir sınır kalesine yönelik askerî hesapla açıklanamaz; hasta ve yaşlı bir hükümdarın ordunun başında yeniden görünmesinin siyasî anlamı da hesaba katılmalıdır.

Bu sayfa seferi tek bir kuşatmaya indirgemez. Sefer kararının bağlamı, yolun kendisi, kalenin yapısı, kuşatmanın mühendislik boyutu, padişahın ölümü, ölümün gizlenmesi ve bu anlatının kaynak durumu ayrı başlıklar altında ele alınır.

Kısa cevaplarla Zigetvar Seferi

  • Tarih: Sefer 1 Mayıs 1566’da başladı; kuşatma 5 Ağustos 1566’da (18 Muharrem 974) açıldı ve kale eylül başında düştü.
  • Yer: Sigetvar (Szigetvár), Güneybatı Macaristan; bataklık bir ovada, su dolu hendeklerle çevrili kale-şehir.
  • Osmanlı tarafı: Kanuni Sultan Süleyman; kuşatmanın fiilî yönetimi sadrazam Sokollu Mehmed Paşa’da; yeniçeri ağası Müezzinzâde Ali Paşa; ikinci kolun serdarı olarak Gyula önünde Pertev Paşa.
  • Karşı taraf: Kale muhafızı Zrínyi Miklós ve Habsburg hizmetindeki garnizon.
  • Sonuç: Kalenin alınması; buna karşılık padişahın ölümü ve seferin sınırlı bir kazanımla kapanması.
  • Padişahın ölümü: 20-21 Safer 974 (6-7 Eylül 1566) gecesi ordugâhta.
  • Sık yapılan hata: Kuşatmayı destansı bir “zafer” olarak anlatıp seferin stratejik kazancının sınırlılığını atlamak; ölümün gizlenmesi anlatısının hangi kaynağa dayandığını sormamak.

Sefer yolu: 1 Mayıs’tan kale önüne

Emecen’in maddesine göre padişah 11 Şevval 973’te (1 Mayıs 1566) büyük törenlerle, at üzerinde olduğu halde başşehirden ayrıldı; 15 Mayıs’ta Edirne’ye ulaştı ve hareketinin ellinci gününde ancak Belgrad’a varabildi. Bu tempo, ordunun büyüklüğü kadar padişahın sağlık durumuyla da ilgilidir. Nikris (gut) hastalığı ömrünün son on beş yılını belirlemişti ve sefer boyunca çoğu zaman at yerine arabada taşındığı kaydedilir.

Sefer tek kollu değildi. Ana kuvvet Sigetvar’a yönelirken Pertev Paşa ayrı bir kolun serdarı olarak Tımışvar eyaletindeki Gyula kalesine gönderildi; Gyula ve çevresindeki birkaç kale 1 Eylül 1566’da ele geçirildi. Bu iki kollu plan, 1566 seferinin yalnız tek bir kaleyi almayı değil, Osmanlı Macaristanı’nın kuzeybatı sınırını bütünleştirmeyi hedeflediğini gösterir.

Kale ve savunma: üç parçalı Sigetvar

Géza Dávid’in TDV’deki “Sigetvar” maddesi kalenin yapısını açıkça tarif eder: yapı üç parça hâlindeydi; iç kale, eski şehir ve yeni şehir birbirine köprülerle bağlanmıştı ve etrafında su dolu hendekler vardı. Bataklık zemin, klasik bir yarma ve hücum kuşatmasını neredeyse imkânsız kılıyordu. Kuşatmanın seyri bu yüzden bir mühendislik meselesine dönüştü: suyun boşaltılması, hendeklerin doldurulması ve toprak tabyaların ilerletilmesi.

Kalenin kumandanı, Güneybatı Macaristan’ın önde gelen asilzade ailesinden Kont Zrínyi Miklós’tu. Garnizonun sayısı hakkında kaynaklar farklıdır ve bu maddede tek bir rakam kesinmiş gibi verilmez; muhafız kuvvetin, kuşatan orduya oranla çok küçük olduğu konusunda kaynaklar birleşir.

Kuşatmanın seyri: Ağustos–Eylül 1566

Dávid’in maddesine göre kuşatma 18 Muharrem 974’te (5 Ağustos 1566) başladı. 13 Ağustos’ta eski şehir kısmı, 19 Ağustos’ta yeni şehir bölümü ele geçirildi. Savunma iç kaleye çekildi. 5 Eylül’de tünel içine yerleştirilen humbaranın ateşlenmesiyle kaleye giriş sağlandı. Lağım savaşı, bataklık bir zeminde yürütüldüğü için bu kuşatmanın en zor teknik işiydi; Osmanlı ordusunun sefer boyunca taşıdığı lağımcı ve istihkâm gücünün önemi burada görülür.

Erhan Afyoncu’nun TDV’deki “Sokullu Mehmed Paşa” maddesi, kuşatmanın idarî tarafını açıklar: padişahın rahatsızlığı dolayısıyla yaklaşık bir ay süren kuşatmanın bütün sorumluluğu sadrazamın üstünde kalmıştır. Sokollu’nun siperlerde birçok gece geçirdiği, bir defasında hayatının kâtibi Feridun Ahmed Bey tarafından son anda kurtarıldığı aynı maddede aktarılır.

Zrínyi’nin âkıbeti hakkında kaynaklar farklıdır. Dávid’in maddesi onun yaralı hâlde esir düştüğünü, başının kesilerek Habsburg kralı II. Maksimilyan’a gönderildiğini kaydeder. Macar ve Habsburg geleneğinde ise son bir huruç hareketi sırasında öldüğü anlatısı yerleşmiştir; bu anlatı 17. yüzyıldan itibaren edebî bir kahramanlık kalıbına dönüşmüştür. İki versiyon arasındaki fark, kaynakların taraflılığıyla ilgilidir ve burada tek bir versiyon kesin gerçek gibi sunulmaz. Kalenin tam olarak hangi gün düştüğü konusunda da kaynaklar birbirinden ayrılır; 5, 7 ve 8 Eylül tarihleri verilir. Kayıplar için kaynaklarda kesin rakam yoktur; Dávid yalnız “yüksek miktarda can kaybı” olduğunu belirtir.

Kanuni Sultan Süleyman’ın ölümü

Emecen’in maddesine göre padişah, hastalığının giderek artmasına rağmen kuşatmayı dikkatle takip etmekteydi ve 20-21 Safer 974 (6-7 Eylül 1566) gecesi hayata gözlerini yumdu; kalenin alındığını göremedi. Ölüm bir muharebede değil, ordugâhtaki otağında gerçekleşti. Bu ayrıntı önemlidir: popüler anlatıda sık sık kurulan “savaş meydanında ölen padişah” tablosu, kaynakların söylediğinden fazlasıdır.

Padişahın iç organlarının Sigetvar’da gömüldüğü ve buraya bir türbe yapıldığı yolundaki bilgi, Dávid’in maddesinde geç tarihli kaynaklara dayandığı ve şüpheyle karşılandığı belirtilerek aktarılır. Emecen ise seferde bulunan ve ölümden haberdar birkaç kişiden biri olan Feridun Bey’in, iç organları çıkarılıp amber ve misk kokuları sürülen cesedin tabut içinde tahtın altına geçici olarak defnedildiğini yazdığını kaydeder. Bu iki kaydın birbiriyle nasıl bağdaştığı, yani iç organların nereye gömüldüğü, kaynakların kesin bir sonuca bağlamadığı bir noktadır ve bu maddede öyle bırakılmıştır.

Sonbahar ovasında ilerleyen Osmanlı dönüş kolunu ve ortasında perdeleri indirilmiş sade bir arabayı gösteren temsili tarih kitabı çizimi
Temsilî görsel. Görsel politikamızı inceleyin.

Ölümün gizlenmesi: Sokollu Mehmed Paşa’nın kırk iki günü

Bir padişahın sefer sırasında ölmesi, Osmanlı düzeninde yalnız bir hanedan meselesi değildi. Ordunun sevk ve idaresi, kapıkulu ulûfesinin ödenmesi ve tahta çıkacak şehzadenin başşehre ulaşması padişahın hayatta olduğu varsayımına bağlıydı. Afyoncu’nun maddesi, Sokollu Mehmed Paşa’nın ölümü öğrenen birkaç kişiye mutlak sır emri verdiğini ve “padişah hayattaymış gibi işleri yürüttüğünü” kaydeder. Aynı maddeye göre sadrazam sırrı üç hafta boyunca korudu; bir yandan fetihnâme, bir yandan da tahtın vârisine durumu bildiren ayrı bir mektup gönderdi.

Emecen’in maddesi sürecin ikinci yarısını anlatır: Sigetvar kalesinin düşmesinin ardından ordu dönüş için harekete geçtiğinde, kırk iki gündür gömülü olan ceset gizlice arabaya konuldu ve yol boyunca padişah yaşıyormuş gibi davranıldı. Daha önce kendisine haber gönderilen yeni padişah II. Selim’in Belgrad’a gelişi üzerine vefat haberi resmen ilân edildi. Cenaze İstanbul’a ulaştığında üçüncü defa 23 Kasım’da Süleymaniye Camii’nde merasim yapıldı; namazı Şeyhülislâm Ebüssuûd Efendi kıldırdı ve padişah Mimar Sinan’ın yaptığı caminin yanındaki türbesine defnedildi.

Bu anlatının kaynak durumu dürüstçe belirtilmelidir. Gizleme olayının çekirdeği, ölümü ilk elden bilen Feridun Ahmed Bey’in kaydına ve saray çevresinin sonraki aktarımlarına dayanır; yani bir görgü tanığı kaydı ile onun üzerine kurulmuş bir resmî anlatı iç içedir. Kaç kişinin sırra ortak olduğu, cesedin taşınmasında kullanılan yöntemin ayrıntısı ve gizliliğin ne kadar eksiksiz sağlandığı konusunda kaynaklar ayrıntı vermez; sonraki yüzyıllarda anlatıya eklenen dramatik ayrıntılar (hekimin öldürülmesi gibi rivayetler) belgeye değil, menâkıb geleneğine aittir. Bu maddede yalnız iki bağımsız TDV maddesinin ortaklaştığı çekirdek verilmiştir.

Sonuçlar

Askerî sonuç sınırlıdır. Sigetvar ve Gyula alınmış, Osmanlı Macaristanı’nın idarî coğrafyası tamamlanmıştır; fakat Habsburg cephesinde belirleyici bir kırılma yaratılamamıştır. Sefer, 1568 Edirne (Adrianople) Antlaşması ile sonuçlanan bir denge durumuna açıldı.

Siyasî sonuç ise daha ağırdır. Kırk altı yıllık bir saltanatın kapanması, devlet işlerinin ağırlık merkezini padişahtan sadrazama kaydırdı. II. Selim döneminde Sokollu Mehmed Paşa’nın belirleyici konumu, kısmen bu geçişin ürünüdür. Bu dönemin iki büyük deniz teşebbüsü olan Kıbrıs’ın Fethi ve ardından gelen İnebahtı Deniz Muharebesi, artık ordunun başında bizzat sefere çıkan bir hükümdarın bulunmadığı bir düzende yürütüldü.

Kaynaklar neyi kesin, neyi belirsiz bırakıyor?

Yüksek güven düzeyine sahip bilgiler şunlardır: seferin 1 Mayıs 1566’da başlaması; kuşatmanın 5 Ağustos’ta açılması; eski ve yeni şehrin ağustos ortasında ele geçirilmesi; 5 Eylül’de lağım humbarasıyla kaleye girilmesi; padişahın 6-7 Eylül gecesi ordugâhta ölmesi; ölümün gizlenmesi ve II. Selim’in Belgrad’a gelişiyle ilân edilmesi; 23 Kasım’daki cenaze merasimi.

Düşük güven düzeyindeki bilgiler ise şunlardır: iki tarafın asker ve kayıp sayıları; kalenin düştüğü kesin gün; Zrínyi’nin nasıl öldüğü; iç organların gömüldüğü yer; gizliliğin ayrıntıları. Bu maddede bu noktalarda tek bir rakam veya tek bir anlatı kesin gerçek gibi sunulmamıştır.

Sık sorulan sorular

Zigetvar Seferi ne zaman yapıldı?

Kanuni Sultan Süleyman 1 Mayıs 1566’da İstanbul’dan ayrıldı. Sigetvar kalesinin kuşatması 5 Ağustos 1566’da başladı ve kale eylül başında düştü. Kalenin düşüş günü için kaynaklarda 5, 7 ve 8 Eylül tarihleri verilir.

Zigetvar nerededir?

Bugünkü Macaristan’ın güneybatısındaki Szigetvár şehridir. On altıncı yüzyılda bataklık bir ovada, su dolu hendeklerle çevrili ve birbirine köprülerle bağlı üç parçalı bir kale-şehirdi.

Kanuni Sultan Süleyman Zigetvar’da nasıl öldü?

Muharebede değil, ordugâhtaki otağında öldü. Uzun süredir nikris hastalığından muzdaripti. Ölüm tarihi 20-21 Safer 974, yani 6-7 Eylül 1566 gecesidir; kalenin alındığını göremedi.

Kanuni’nin ölümü ordudan neden ve nasıl gizlendi?

Ordunun sefer düzeni, ulûfe ödemesi ve tahta geçişin güvenliği padişahın hayatta olduğu varsayımına bağlıydı. Sokollu Mehmed Paşa ölümü bilen birkaç kişiye sır emri verdi, işleri padişah yaşıyormuş gibi yürüttü ve durumu ayrı bir mektupla vârise bildirdi. Ceset kırk iki gün otağda gömülü tutulduktan sonra dönüş yolunda gizlice arabaya konuldu.

Kanuni’nin iç organları Zigetvar’a mı gömüldü?

Kaynaklar bu konuda kesin değildir. TDV’nin “Sigetvar” maddesi bu iddianın geç tarihli kaynaklarda yer aldığını ve şüpheyle karşılandığını belirtir. “Süleyman I” maddesi ise Feridun Bey’e dayanarak iç organları çıkarılan cesedin tabut içinde tahtın altına geçici olarak defnedildiğini aktarır.

Zigetvar Seferi kazanıldı mı?

Kale alındı ve aynı sefer içinde Gyula da ele geçirildi; bu bakımdan hedefe ulaşıldı. Ancak sefer, Habsburg cephesinde belirleyici bir sonuç üretmedi ve padişahın ölümüyle kapandı. Kazanım gerçektir, fakat sınırlıdır.

Kaynakça

  1. Géza Dávid, “Sigetvar” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 37, İstanbul 2009, s. 157–159.
  2. Feridun Emecen, “Süleyman I” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 38, İstanbul 2010, s. 62–75.
  3. Erhan Afyoncu, “Sokullu Mehmed Paşa” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 37, İstanbul 2009.
  4. Feridun Ahmed Bey, Nüzhet-i Esrârü’l-ahyâr der-Ahbâr-ı Sefer-i Sigetvar (seferin görgü tanığı olan nişancının kaleme aldığı çağdaş sefernâme); Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, Hazine, nr. 1339.
  5. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c. II: İstanbul’un Fethinden Kanunî Sultan Süleyman’ın Ölümüne Kadar, Türk Tarih Kurumu, Ankara (1566 seferi bölümü).
  6. Feridun M. Emecen, Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuruluş ve Yükseliş Tarihi 1300-1600, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2015.
  7. Géza Dávid – Pál Fodor (ed.), Ottomans, Hungarians, and Habsburgs in Central Europe: The Military Confines in the Era of Ottoman Conquest, Brill, Leiden 2000 (Macaristan sınır kaleleri ve 1566 seferinin bağlamı için).
  8. Colin Imber, The Ottoman Empire, 1300-1650: The Structure of Power, Palgrave Macmillan, Basingstoke 2002 (saltanat geçişi ve sefer düzeni için).
Diğer isimleri: Sigetvar Seferi, Sigetvar Kuşatması, Zigetvar Kuşatması, Kanuni’nin son seferi