II. Abdülhamid'in Pan-İslamizm Politikası

II. Abdülhamid, halifelik kurumunu siyasi bir araç olarak kullanarak Müslüman dünyasını Osmanlı etrafında birleştirmeyi hedefledi. Pan-İslamizm, hem iç siyasette meşruiyet zemini oluşturmak hem de Batılı sömürgeci güçlere karşı bir denge politikası izlemek amacıyla hayata geçirildi.

II. Abdülhamid, kendisini yalnızca Osmanlı padişahı olarak değil, tüm Müslümanların halifesi olarak konumlandırdı. Bu kimliği öne çıkarmak amacıyla hac organizasyonlarına özel önem verdi; dünyanın dört bir yanındaki Müslüman topluluklar, dinî liderler ve siyasetçilerle bağlantılar kurdu.

Pan-İslamizm politikasının pratik boyutlarından biri Hicaz Demiryolu projesiydi: İstanbul'u Mekke'ye bağlayacak bu hat hem dinî bir sembol hem de stratejik bir altyapı projesi olarak tasarlandı. Abdülhamid, İngiliz sömürgesi altındaki Hint Müslümanlarıyla, Hollanda yönetimindeki Endonezya Müslümanlarıyla ve diğer topluluklarla siyasi temaslar geliştirdi.

Pan-İslamizm aynı zamanda iç siyasette de işlevseldi: Müslüman tebaayı Osmanlı yönetimi etrafında birleştirmek ve halifelik kurumunun sağladığı dinî otoriteyle muhalefeti meşruiyet zeminden yoksun kılmak bu politikanın iç boyutlarını oluşturuyordu. Ancak eleştirmenler, bu politikanın Müslüman olmayan Osmanlı tebaasını dışarıda bırakan bölücü sonuçlar doğurduğunu öne sürdü.