Hangi Sokullu Camii? Adaş Ayrımı
Bu sayfanın konusu, İstanbul'un Fatih ilçesindeki Kadırga semtinde bulunan cami ve onun parçası olduğu külliyedir. "Sokullu Mehmed Paşa Camii" adı tek bir yapıyı göstermez; aynı bâniye ait ve birbirinden tamamen ayrı en az altı eser bu adla ya da buna çok yakın bir adla anılır. Karışıklık yaygın olduğu için ayrım en başta yapılmalıdır:
- Kadırga (Fatih, İstanbul) — bu sayfanın konusu. Cami, medrese ve tekkeden oluşan külliye; kitâbe tarihi 979 (1571-72).
- Azapkapı (Beyoğlu, İstanbul) — ayrı bir camidir. Kitâbesine göre 985 (1577-78) tarihlidir, örtüsü sekizgen destek sistemine oturur ve Haliç kıyısında, Kadırga'dan yaklaşık üç kilometre uzaktadır.
- Lüleburgaz (Kırklareli) — Rumeli menzil yolu üzerinde 1569-1570'te kurulan, cami, imaret, kervansaray ve hamamdan oluşan bir menzil külliyesidir.
- Büyükçekmece (İstanbul) — 1567 tarihli ayrı bir camidir; bugün büyük ölçüde harap durumdadır, tek parça taştan yontulmuş minaresiyle bilinir. Hemen yanındaki Büyükçekmece Kervansarayı Sokollu'nun değil, Kanûnî Sultan Süleyman'ın vakfıdır; ikisi karıştırılmamalıdır.
- Havsa (Edirne) ve Payas (Hatay) — yine ayrı menzil külliyeleridir.
TDV İslâm Ansiklopedisi bu yapıları ayrı maddeler hâlinde işler; Kadırga'daki külliyeye ait madde M. Baha Tanman tarafından yazılmıştır. Aşağıdaki bilgilerin tamamı Kadırga'daki yapıya aittir.
Bâni Kim? İki Vakfiyenin Farkı
Külliyenin bânisi olarak genellikle veziriazam Sokollu Mehmed Paşa gösterilir. Ancak kaynak durumu bundan daha karışıktır ve bu sayfada tek bir ad kesin gerçek gibi verilmemektedir.
Sokollu Mehmed Paşa'nın vakfiyesi, yapıları eşi İsmihan (Esmâhan) Sultan'a bağışladığını ifade eder. Buna karşılık İsmihan Sultan'ın kendi vakfiyesi eserleri doğrudan kendisine mal eder. Yapının kuzey cephesindeki kitâbede ise yalnız Sokollu Mehmed Paşa'nın adı geçer. İsmihan Sultan, II. Selim'in kızı ve Sokollu'nun eşiydi; dolayısıyla bu, iki ayrı bâni arasındaki bir çekişmeden çok, hanedan mensubu bir hanım ile damat vezirin ortak vakıf tasarrufunun hukukî belgelerde farklı biçimde kaydedilmesidir. Osmanlı vakıf hukukunda bir yapının mülkiyeti, inşa masrafını kimin karşıladığı ve vakfın gelirini kimin idare ettiği ayrı ayrı meselelerdir.
Külliyenin yerinde daha önce yıkılmış bir Bizans kilisesinin (Aya Anastasia) bulunduğu, vakfiye ve kitâbe kayıtlarına dayandırılarak aktarılır. Bu, İstanbul'da yeni bir külliye kurulurken arsa temininin nasıl çözüldüğüne dair alışılmış bir örnektir.
Eğimli Arazi ve İki Katlı Avlu
Kadırga, Marmara'ya doğru dik biçimde alçalan bir yamaçtır. Mimar Sinan'ın burada karşılaştığı asıl mesele estetik değil topografyaydı: cami ile medreseyi aynı kotta, düzenli bir avlu çevresinde toplamak için arazinin düzeltilmesi gerekiyordu.
Çözüm, yapının çevresini iki katlı kurmak oldu. Alt kotta, sokak seviyesinde gelir getiren dükkânlar sıralandı; bu dükkânların kirası vakfın giderlerini karşılıyordu. Dükkânların üstüne, istinat duvarı işlevi de gören bir platform üzerinde revaklı avlu yerleştirildi. Avluyu üç yandan medrese hücreleri çevreler; hücreler pencereli, ocaklı ve yatak nişlidir. Avlunun ortasında şadırvan bulunur.
Bu düzenlemenin en dikkat çekici sonucu avluya giriştir: ziyaretçi, medrese kanadının merdiven sahanlığının altından geçen alçak ve kemerli bir açıklıktan avluya çıkar. Dar sokaktan gelen kişi önce sıkışır, sonra birden avlunun ferahlığına açılır. Bu, Sinan'ın küçük ölçekli kentsel arsalarda tekrarladığı bir mekân kurgusudur ve dükkânların üstüne yükseltilmiş Rüstem Paşa Camii'ndeki çözümle karşılaştırılabilir. İki yapı da vezir ölçeğinde, ticaret dokusunun içine sıkışmış, buna karşılık kendi kotunu kuran örneklerdir.
Caminin Planı ve Örtüsü
Harim, kıble doğrultusuna dik olarak, yani enine gelişen bir dikdörtgen içine yerleştirilmiştir. Örtü sistemi altı destekli şemadır: merkezî kubbe, duvarlara gömülü altı payeye oturan sivri kemerlerle taşınır; köşelerde kubbeye geçişi sağlayan yarım kubbecikler yer alır. Kubbe çapı yaklaşık 13 metredir.
Altı destekli şema Sinan'ın icadı değildir; Edirne'deki Üç Şerefeli Cami'den (1447) beri denenen bir çözümdür. Sinan'ın katkısı, bu şemayı küçük bir arsada ve sınırlı bütçeyle iç mekânı bölmeden uygulayabilmesidir. Sonuç, girişten bakıldığında tek parça algılanan, ferah ve aydınlık bir harimdir. Yan mahfiller, mukarnas başlıklı mermer sütunlara oturan sivri kemerlerle taşınır ve üç yönde harimi dolaşır.
Minare tektir, çokgen gövdelidir ve şerefe altında mukarnas dişleri taşır. Ölçekler kasıtlıdır: Osmanlı mimarisinde yapı büyüklüğü ve minare sayısı, bâninin siyasî mertebesine bağlı bir hiyerarşi izlerdi. Sokollu imparatorluğun en güçlü veziriydi; buna rağmen camisi tek minarelidir, çünkü çok minareli anıtsal cami hanedana ayrılmış bir haktı. Aynı yıllarda Sinan, Edirne'de Selimiye Camii'ni, daha önce de İstanbul'da Süleymaniye Külliyesi'ni ve Şehzade Mehmed Camii'ni yapmıştı; Kadırga bu selâtin ölçeğinin yanında bilinçli olarak mütevazıdır.
Çini Programı
Yapıyı klasik dönem içinde ayrıcalıklı kılan asıl unsur çinileridir. Kıble duvarı, mihrap nişi ve yatay şeritler dışında baştan sona İznik çinileriyle kaplıdır. Panolarda mavi-lâcivert zemin üzerine kiremit kırmızısı ve yeşil bitkisel motifler ile beyaz sülüs yazılı kompozisyonlar yer alır.
Tarih açısından önemli olan, bu programın zamanlamasıdır. 1570'ler, İznik atölyelerinin teknik olarak zirvede olduğu ve mercan kırmızısının kararlı biçimde üretilebildiği kısa dönemdir. Kadırga'daki panolar bu tekniğin en iyi korunmuş örnekleri arasındadır; aynı yılların ürünü olan Rüstem Paşa Camii çinileriyle birlikte değerlendirilir. Minberin beyaz mermer külâhının çini ile kaplanmış olması, Osmanlı cami mobilyasında sık rastlanan bir uygulama değildir.
Yapıda ayrıca, Kâbe'den getirildiği aktarılan taş parçalarının mihrapta, minberde ve giriş kapısı üzerinde kullanıldığı belirtilir. Bu bilgi vakıf geleneğine ve yapıyla ilgili yerleşik anlatıya dayanır; parçaların menşei bağımsız bir belgeyle sınanabilir değildir ve bu sayfada kesin bir olgu olarak değil, yapıya ilişkin köklü bir rivayet olarak aktarılmaktadır.
Medrese ve Tekke
Külliye yalnız bir cami değildir. Avluyu çeviren medrese, klasik dönem Osmanlı medrese tipinin yamaca uyarlanmış bir örneğidir. Güney kesimde ise, Su Terazisi sokağından bağımsız girişi olan bir tekke yer alır.
Tekke, klasik dönemden günümüze ulaşabilmiş sayılı örneklerden biri olması bakımından önemlidir. Planı açık avlulu medrese tipolojisini andırır; ancak tevhidhânesinde girişin karşısında mihrabı andıran bir niş bulunur, çünkü tekke sakinleri namazlarını caminin kendisinde kılıyordu. Yapı, tekkelerin kapatıldığı 1925 yılına kadar faal kaldı; bu süre içinde Halvetiyye ve Celvetiyye kollarına bağlı farklı zümreler tarafından kullanıldı.
Bir külliyeyi yalnız ibadet yapısı olarak okumak bu yüzden eksiktir. Kadırga'daki topluluk aynı anda bir ibadet mekânı, bir medrese, bir tarikat yapısı ve dükkân kiralarıyla dönen küçük bir vakıf işletmesiydi. Osmanlı şehir düzeninde külliye, tam olarak bu bileşimin adıdır.
Sık Sorulan Sorular
Kadırga Sokullu Mehmed Paşa Camii nerede? İstanbul'un Fatih ilçesinde, Sultanahmet'in güneybatısındaki Kadırga semtindedir. Tarihî idarî taksimatta Eminönü kazası içinde yer aldığı için kaynaklarda "Eminönü" başlığıyla da geçer.
Ne zaman ve kim tarafından yapıldı? Mimar Sinan'ın eseridir; kuzey girişindeki kitâbeye göre 979 (1571-72) yılında tamamlanmıştır. Bâniliği Sokollu Mehmed Paşa ile eşi İsmihan Sultan arasında paylaşılır.
Azapkapı'daki Sokullu Camii ile aynı yapı mı? Hayır. Azapkapı'daki cami ayrı bir eserdir; 985 (1577-78) tarihlidir, Haliç kıyısındadır ve örtüsü sekizgen destek sistemine oturur.
Kubbe çapı nedir? Yaklaşık 13 metredir. Örtü altı destekli şemayla taşınır.
Belirsizlikler ve Tartışmalı Noktalar
- Bâni. Sokollu'nun ve İsmihan Sultan'ın vakfiyeleri farklı ifadeler taşır; kitâbede yalnız Sokollu'nun adı geçer. Tek bir ad kesin bâni olarak verilemez.
- Kâbe taşı parçaları. Yapı geleneğine dayanan bir aktarımdır; bağımsız belgeyle doğrulanabilir değildir.
- Ölçüler. Kubbe çapı ve yükseklik değerleri ölçüm yöntemine göre kaynaklar arasında birkaç desimetre farklılık gösterir.
- Bugünkü doku. Yapı yüzyıllar içinde birçok kez onarıldı; bugün görülen kalem işlerinin ve bazı yüzeylerin ne kadarının özgün olduğu her noktada ayrı bir restorasyon meselesidir.
- Kilise arsası. Aya Anastasia'ya ait olduğu söylenen yapının kesin konumu ve durumu arkeolojik olarak netleşmiş değildir.
Kaynakça
- M. Baha Tanman, “Sokullu Mehmed Paşa Külliyesi” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 37, İstanbul 2009, s. 360-363 — bu sayfanın omurgası; Kadırga'daki külliyeye aittir.
- Semavi Eyice, “Azapkapı Camii” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 4, İstanbul 1991, s. 309-310 — ayrım notu: bu madde Azapkapı'daki AYRI camiye aittir, bu sayfanın konusu değildir.
- Erhan Afyoncu, “Sokullu Mehmed Paşa” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 37, İstanbul 2009, s. 354-357 — bâninin biyografisi ve vakıf programının kapsamı.
- Gülru Necipoğlu, The Age of Sinan: Architectural Culture in the Ottoman Empire, Reaktion Books, Londra 2005 (Türkçesi: Sinan Çağı: Osmanlı İmparatorluğu'nda Mimari Kültür) — vezir camilerinin bâni mertebesine göre kademelenmesi ve Sokollu yapıları.
- Aptullah Kuran, “Mimar Sinan'ın Camileri” maddesi, Mimarbaşı Koca Sinan: Yaşadığı Çağ ve Eserleri, ed. Sadi Bayram, Vakıflar Genel Müdürlüğü Yayınları, İstanbul 1988, c. 1, s. 175-214 — altı destekli örtü şemasının Sinan külliyatındaki yeri.
- Walter B. Denny, Iznik: The Artistry of Ottoman Ceramics, Thames & Hudson, Londra 2004 — 1570'ler İznik üretimi ve mercan kırmızısı tekniği.