Osmanlı Devleti, 1854 Kırım Savaşı'ndan itibaren Avrupalı piyasalardan yüksek faizle borç almaya başladı. 1860'lı ve 1870'li yıllarda donanma harcamaları, saray yapımları ve altyapı projeleri borç yükünü hızla artırdı. 1875 yılında devlet gelirleri borç faizlerini karşılamaktan aciz kaldı.
Ekim 1875'te Sadrazam Mahmud Nedim Paşa, dış borç taksitlerinin yalnızca yarısının nakit olarak, geri kalan yarısının ise beş yıllık hazine bonosuyla ödeneceğini açıkladı. Bu ilan Avrupa mali çevrelerinde büyük panik yarattı; Osmanlı devlet tahvillerinin değeri hızla düştü.
Bu iflas ilanı yalnızca mali bir kriz değil, aynı zamanda siyasi bir çöküşün de habercisiydi. Alacaklı Avrupa devletleri Osmanlı mali politikası üzerinde baskı kurarken, iflas aynı zamanda Balkan halklarının isyan kararlarını kolaylaştırdı. 1881'de kurulan Düyun-u Umumiye İdaresi, bu krizin uzun vadeli kurumsal sonucu oldu.