Hazırlık Süreci
II. Mahmud'un Haziran 1839'da ölümünün üzerinden henüz birkaç ay geçmişken yerine geçen genç Sultan Abdülmecid, ağır bir miras devralmıştı. Mısır valisi Mehmed Ali Paşa'nın orduları Anadolu içlerine ilerliyor, yenilgiden yenilgiye uğrayan Osmanlı ordusu çözülüyordu. Avrupa güçlerinin desteğini kazanmak, hem dış tehdidin bertaraf edilmesi hem de borç kapılarının açılması bakımından hayati önem taşıyordu. Hariciye Nazırı Mustafa Reşid Paşa, uzun yıllar Paris ve Londra elçiliği görevlerinde kazandığı Avrupa deneyimini bu sürece yansıttı. Fermanın taslağını bizzat kaleme alan Reşid Paşa, Avrupalı güçlerin Osmanlı reformlarını güvenilir bulması için hukuki ve kurumsal temeller oluşturmak istiyordu.
Fermanın İçeriği
Ferman, 3 Kasım 1839'da Topkapı Sarayı'nın dış bahçesi Gülhane'de Abdülmecid'in huzurunda açıkça okundu. İçeriği bakımından üç temel güvenceye dayanıyordu: Birincisi, her Osmanlı vatandaşının can güvenliğinin yasal koruma altına alınması; ikincisi, vergi ve askerlik yükümlülüklerinin düzenli ve adil ilkelere bağlanması; üçüncüsü ise mülkiyet hakkının korunması. Fermanın en devrimci yanı, bu güvencelerin Müslüman ve gayrimüslim tüm Osmanlı tebaasına eşit biçimde uygulanacağını ilan etmesiydi. Osmanlı tarihi boyunca farklı statülerde var olan milletler, teorik olarak ortak bir hukuki çatı altına alınıyordu.
Yeni Haklar ve Kurumlar
Tanzimat Fermanı'nın ardından hayata geçirilen düzenlemeler son derece kapsamlıydı. Ceza kanunnamesi hazırlandı, yeni mahkemeler kuruldu, Müslüman ve gayrimüslimlerin aynı yargı önünde eşit sayılması ilkesi benimsendi. Eğitim alanında laik okullar açıldı; tıp, mühendislik ve hukuk eğitimi veren kurumlar kuruldu. Ticaret mahkemeleri ve karma meclisler oluşturuldu. Bürokraside Batı tarzı bir örgütlenmeye geçildi, yeni bir vergi sistemi hayata geçirilmeye çalışıldı.
Tepkiler
Ferman, farklı kesimlerden son derece çeşitli tepkiler aldı. Avrupa başkentlerinde olumlu karşılandı; İngiliz ve Fransız gazeteleri Osmanlı modernleşmesine övgüler düzdü. Ancak yurtiçinde geleneksel ulema ve bürokrasi, İslam hukukunun öngördüğü statü farklılıklarının törpülenmesine itiraz etti. Bazı çevreler fermanın hayata geçirilmesinde ciddi boşluklar bırakılmasından şikayet ederken gayrimüslim topluluklar tanınan hakların uygulamaya yeterince yansıtılmadığını vurguladı. Balkan milliyetçileri fermanı yetersiz bulurken Arap vilayetlerinde uygulama güçlükleri yaşandı.
Islahat Fermanı'na Zemin
1839 Tanzimat Fermanı, Osmanlı reform çağının başlangıcını simgeliyordu; ancak öngörülen değişimlerin büyük bölümü uygulamada eksik kaldı. 1856'da Kırım Savaşı'nın ardından ilan edilen Islahat Fermanı, bu eksiklikleri gidermek ve özellikle gayrimüslim hakları konusunu daha güçlü bir biçimde pekiştirmek amacıyla hazırlandı. Her iki ferman da 1876 Anayasası ve nihayetinde Meşrutiyet dönemine uzanan reformlar zincirinin ilk halkalarını oluşturdu. Tanzimat dönemi Osmanlı düşüncesinde, edebiyatında ve siyasetinde köklü dönüşümlere yol açtı; aydın bürokratlar kuşağının yetişmesinin önünü açtı.