Olayın Arka Planı
Yeniçeri Ocağı, 14. yüzyılda Orhan Gazi döneminde devşirme sistemiyle kurulmuştu. Kuruluşunda Osmanlı fetihlerinin güçlü bir askeri unsuru olan ocak, yüzyıllar içinde büyük bir ayrıcalıklı sınıfa dönüştü. 17. yüzyıldan itibaren devşirme geleneği bozuldu; yeniçeri kaydına esnaf ve tüccar çocukları da alınmaya başlandı. Ocak mensupları ticaretle uğraşır, maaşlarını düzenli almakla birlikte gerçek anlamda askerlik yapmaktan kaçınır hale geldi. III. Selim döneminde başlatılan Nizam-ı Cedid hareketi, modern bir ordu kurma girişimi olarak yeniçerilerin doğrudan tehdidini oluşturuyordu. 1807'de bu hareketi bastıran yeniçeriler, III. Selim'i tahttan indirmişti. II. Mahmud, aynı kaderi yaşamamak için sabırla bekledi ve güçlü bir hazırlık stratejisi izledi.
İsyanın Başlaması
1826'da II. Mahmud, Sekban-ı Cedid adıyla yeni bir askeri birlik kurdu. Nizamiye usulüyle eğitim alacak bu birlikler, Avrupa tarzı talimler yapacaktı. Yeniçeriler bu hareketi tanıdık bir tehdit olarak değerlendirerek 14-15 Haziran gecesi kışlalarından çıktı, kazanlarını ortaya devirdi. Yeniçerilerin kazanı devirmesi geleneksel isyan bildirgesiydi. Kadırgada ve Etmeydanı'nda toplanan binlerce yeniçeri, hükümetin yeni düzenlemelerini iptal etmesini talep etti. Ancak bu kez padişah karşısında çok farklı bir tablo bulmak üzereydiler.
Ocağın İmhası
II. Mahmud, derhal sancak-ı şerifi çıkardı; bu kutsal sancağın etrafında toplanan halk ve ulema padişahın yanında yer aldı. Topçu birlikleri Etmeydanı'na yönlendirildi ve yeniçeri kışlaları doğrudan toplarla ateşe verildi. Yangın büyüdü, yüzlerce yeniçeri alevler arasında can verdi. Kaçmaya çalışanlar çevredeki mahalle sakinleri tarafından öldürüldü ya da yakalanarak idam edildi. Birkaç gün içinde İstanbul ve çevre vilayetlerdeki yeniçeri varlığı tamamen tasfiye edildi. Toplamda birkaç bin kişinin hayatını kaybettiği tahmin edilmektedir. Yeniçeri tekkeleri, ocak kayıtları ve tüm kurumsal yapısı ortadan kaldırıldı.
Asakir-i Mansure-i Muhammediye'nin Kuruluşu
Yeniçeri Ocağı'nın ortadan kaldırılmasının hemen ardından, II. Mahmud Allah'ın Zafere Ulaştırdığı Muhammedî Askerler anlamına gelen Asakir-i Mansure-i Muhammediye'yi kurdu. Bu yeni ordu; Avrupa tarzı üniformalar giyiyor, düzenli eğitim alıyor ve modern subay hiyerarşisine dayanıyordu. Prusyalı ve Fransız askeri uzmanlar eğitim programlarını hazırlamak üzere İstanbul'a davet edildi. Topçu ve piyade sınıfları yeniden yapılandırıldı, kışlalar inşa edildi.
Tarihsel Önemi
Vaka-i Hayriye, Osmanlı İmparatorluğu'nun modernleşme tarihinde keskin bir dönüm noktasını temsil eder. Beş yüz yıllık bir kurumun tek gecede fiilen ortadan kaldırılması, hem o günkü toplum hem de sonraki nesiller için derin bir şok etkisi yarattı. Gelenekçi kesimler bu olayı İslami bir kurumun yok edilmesi olarak değerlendirirken reformcular için hayırlı bir adımı simgeliyordu. Olayın adının Hayırlı Olay olarak tarihe geçmesi, resmi devlet anlatısının başarısını göstermektedir. Uzun vadede bu olay, Tanzimat reformlarının, modern Osmanlı bürokrasisinin ve nihayetinde Türk modernleşmesinin askeri temelini attı.