Sarayın İnşası
Edirne Sarayı'nın ilk yapılarının I. Murad ya da I. Bayezid döneminde inşa edildiği düşünülmektedir. Ancak sarayın asıl büyüme dönemi, II. Murad ve ardından Fatih Sultan Mehmed zamanında yaşandı. Tunca Nehri'nin bir kolu üzerindeki adaya kurulu olan saray, nehrin doğal koruma işlevi görmesinden yararlanarak tasarlandı. Edirne'nin Osmanlı'nın ikinci başkenti konumunda olduğu dönemde saray; padişah sarayı, divanhane, harem, cephane ve çeşitli hizmet binalarıyla büyük bir komplekse dönüştü.
Bölümleri
Edirne Sarayı da Topkapı gibi birden fazla avlu ve bu avlular etrafında konumlanmış çeşitli yapılardan oluşuyordu. Sarayın bilinen en önemli bölümleri arasında Cihannüma Kasrı, Kum Kasrı, Has Oda ve Bülbül Kasrı gibi köşkler ile padişahın resmi törenleri gerçekleştirdiği büyük Divan Meydanı sayılabilir. Bu yapıların önemli bir kısmı; eğlence, av, spor ve dinlence amaçlı mekânları da kapsıyordu. Çeşitli dönemlerde saray avlularında kılıç oyunları, güreş ve cirit gibi geleneksel spor etkinlikleri düzenleniyordu.
Kanuni Dönemi Genişlemesi
Saray, Kanuni Sultan Süleyman döneminde de genişletilmeye devam etti. Yeni köşkler, bahçeler ve yapılar eklenerek kompleks daha da büyüdü. Kanuni; Edirne'yi İstanbul'un yanı sıra önemli bir yönetim ve av merkezi olarak kullanmaya devam etti. Özellikle Rumeli seferlerine çıkarken Edirne Sarayı önemli bir karargâh işlevi gördü. Sarayın Kanuni döneminde görkeminin zirvesine ulaştığı ve Avrupa saraylarıyla kıyaslanabilecek büyüklüğe eriştiği düşünülmektedir.
Yıkılışı
Edirne Sarayı, 19. yüzyılda yaşanan çeşitli savaşlar ve yangınlar sonucunda büyük ölçüde tahrip oldu. 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Rus kuvvetlerinin Edirne'yi işgali, sarayın neredeyse tamamen yıkılmasına yol açtı. Saray yapılarında bulunan taş ve mermer malzemeler, Edirne'nin yeniden imarında inşaat malzemesi olarak kullanıldı. Bu süreç, Osmanlı döneminin en büyük saray yapılarından birinin büyük ölçüde yok olmasıyla sonuçlandı.
Günümüzde Kalıntılar
Bugün Edirne Sarayı'ndan geriye yalnızca birkaç yapı kalıntısı kalmıştır. Bunların en önemlisi, restore edilerek müzeye dönüştürülen Adalet Kasrı'dır. Arkeolojik kazılar, sarayın özgün boyutları ve yapısal düzeni hakkında önemli bilgiler sunmaktadır. Sarayın bulunduğu alan, kısmen askeri bölge kısmen de açık arkeolojik sit alanı statüsündedir. Edirne Sarayı'nın tarihi önemine layık bir biçimde ortaya çıkarılması ve koruma altına alınması için günümüzde de çeşitli proje ve girişimler sürdürülmektedir.