Eylül 1730'da patlak veren Patrona Halil İsyanı, III. Ahmed'i tahttan indirmiş ve Lâle Devri'ni şiddetle sona erdirmişti. I. Mahmud tahta çıkar çıkmaz isyancıların talepleriyle yüzleşmek zorunda kaldı. Kısa süre sonra isyancıları bir av toplantısına çekerek Patrona Halil başta olmak üzere liderlerini imha ettirdi ve isyanı kökten bastırdı. Bu hamle, yeni padişahın siyasi zekâsını ve kararlılığını ortaya koydu. Ardından devlet otoritesini yeniden inşa etmeye girişen I. Mahmud, bozulan hazineyi toparlamaya ve disiplin dışına çıkan kapıkulu ocaklarını yavaş yavaş denetim altına almaya çalıştı.
Patrona Halil İsyanı, yalnızca bir saray darbesi değil, aynı zamanda Osmanlı sosyal düzeninin alt katmanlarının üst yönetimin lüksüne duyduğu tepkinin patlamasıydı. Lâle Devri'nin israflı görüntüsü, asker ve esnaf arasında biriken hoşnutsuzluğu gün yüzüne çıkardı.
I. Mahmud, tahta çıkışının ilk haftalarında isyancıların taleplerini kısmen kabul eder görünerek zaman kazandı. Ardından Patrona Halil ve yandaşlarını bir davete davet ederek tuzak kurdu; liderlerin idam edilmesiyle isyan örgütü çöktü. Bu operasyon, tarihe hem psikolojik hem de siyasi açıdan ustaca bir hamle olarak geçti.