V. Murad, Sultan Abdülmecid'in büyük oğluydu; reformcu çevreler ve özellikle Mithad Paşa tarafından anayasal bir monarşinin güçlü savunucusu olarak değerlendiriliyordu. Tahta çıkmadan önce Yeni Osmanlılar hareketiyle yakın ilişkiler kurmuş, Batılı tarzda bir anayasa düzenine sıcak baktığı biliniyordu.
Ne var ki Abdülaziz'in ani ölümü ve ardından patlak veren Çerkes Hasan suikastı (Hüseyin Avni Paşa bu saldırıda hayatını kaybetti) V. Murad üzerinde derin bir ruhsal baskı oluşturdu. Padişah içine kapandı, işlevselliğini büyük ölçüde yitirdi ve devlet işlerini yürütemez hâle geldi.
Ağustos 1876'da saray hekimlerinin V. Murad'ın saltanat görevini sürdürmeye elverişli olmadığına dair raporu üzerine Şeyhülislam fetva verdi; V. Murad tahttan indirilerek Çırağan Sarayı'nda gözetim altına alındı. Yerine kardeşi II. Abdülhamid getirildi. V. Murad, 1904'teki ölümüne dek Çırağan Sarayı'nda kapalı yaşadı.